<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aykut Hukuk Danışmanlık</title>
	<atom:link href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 25 Apr 2025 19:31:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2023/06/favicon.png</url>
	<title>Aykut Hukuk Danışmanlık</title>
	<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mirastan Yoksunluk Nedir?</title>
		<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/mirastan-yoksunluk-nedir/</link>
					<comments>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/mirastan-yoksunluk-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[efe]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Mar 2025 09:56:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aykuthukukdanismanlik.com/?p=1073</guid>

					<description><![CDATA[<p>MİRASTAN YOKSUNLUK NEDİR? Mirastan çıkarma ve mirastan yoksunluk farklı iki kavramdır. Mirastan çıkarmada miras bırakan, aile dayanışmasının zedelendiği hallerde saklı pay mirasçısını mirasından uzaklaştırmak için ölüme bağlı bir tasarrufta bulunur. Mirastan yoksunluk hallerinde ise miras bırakanın herhangi bir tasarrufta bulunması gerekmez. Mirastan yoksunluk, yasal mirasçıların, herhangi bir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden mirasçı sıfatını kaybetmelerini ifade [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/mirastan-yoksunluk-nedir/">Mirastan Yoksunluk Nedir?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>MİRASTAN YOKSUNLUK NEDİR?</h1>
<p>Mirastan çıkarma ve mirastan yoksunluk farklı iki kavramdır. Mirastan çıkarmada miras bırakan, aile dayanışmasının zedelendiği hallerde saklı pay mirasçısını mirasından uzaklaştırmak için ölüme bağlı bir tasarrufta bulunur. Mirastan yoksunluk hallerinde ise miras bırakanın herhangi bir tasarrufta bulunması gerekmez.</p>
<p>Mirastan yoksunluk, yasal mirasçıların, herhangi bir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden mirasçı sıfatını kaybetmelerini ifade etmektedir. Bunun için mirasbırakanın herhangi bir şekilde ölüme bağlı tasarrufta bulunmasına gerek yoktur. Yani kanunda öngörülen hallerin varlığı halinde mirasçı, mirasçılık sıfatını kaybedecektir.</p>
<p>Aşağıda belirtilen kimseler,</p>
<p>1.Mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldüren veya öldürmeye teşebbüs edenler</p>
<p>2.Mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak sürekli şekilde ölüme bağlı tasarruf yapamayacak duruma getirenler</p>
<p>3.Mirasbırakanın ölüme bağlı bir tasarruf yapmasını veya böyle bir tasarruftan dönmesini aldatma,<span class="Apple-converted-space">  </span>zorlama veya korkutma yoluyla sağlayanlar ve engelleyenler</p>
<p>4.Mirasbırakanın artık yeniden yapamayacağı bir durumda ve zamanda ölüme bağlı bir tasarrufu kasten ve hukuka aykırı olarak ortadan kaldıranlar veya bozanlar</p>
<p>Mirasçı olamayacakları gibi; ölüme bağlı tasarrufta herhangi bir hak da edinemezler. Mirastan yoksunluk ancak mirasbırakanın affıyla ortadan kalkar.</p>
<p>Cezaların şahsiliği ilkesi gereğince mirastan yoksunluk şahsidir. Yani yalnız mirastan yoksun olan kişiyi etkiler. Mirastan yoksun olanın altsoyu, mirasbırakandan önce ölen kişinin altsoyu gibi mirasçı olur.</p><p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/mirastan-yoksunluk-nedir/">Mirastan Yoksunluk Nedir?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/mirastan-yoksunluk-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tahliye Taahhüdünün Geçerli Olması İçin Gerekli Şartlar Nelerdir?</title>
		<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tahliye-taahhudunun-gecerli-olmasi-icin-gerekli-sartlar-nelerdir/</link>
					<comments>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tahliye-taahhudunun-gecerli-olmasi-icin-gerekli-sartlar-nelerdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[efe]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jan 2025 10:05:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kira & Kat Mülkiyeti ve Gayrimenkul Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aykuthukukdanismanlik.com/?p=1070</guid>

					<description><![CDATA[<p>TAHLİYE TAAHHÜDÜNÜN GEÇERLİ OLMASI İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR NELERDİR? a) Tahliye taahhüdü yazılı olmalıdır. TBK md. 352/1 hükmümde de açıkça belirtildiği üzere; tahliye taahhütnamesinin yazılı olması gerekmektedir. Sözlü tahliye taahhüdüne dayalı olarak kiracının tahliyesinin talep edilebilmesi mümkün değildir. Söz konusu yazılı belgenin adi yazılı şekilde yapılması yeterli olup noterlikçe düzenlenmesi ya da noterlikte onaylatılması şart değildir. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tahliye-taahhudunun-gecerli-olmasi-icin-gerekli-sartlar-nelerdir/">Tahliye Taahhüdünün Geçerli Olması İçin Gerekli Şartlar Nelerdir?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #993366;">TAHLİYE TAAHHÜDÜNÜN GEÇERLİ OLMASI İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR NELERDİR?</span></h1>
<h3><span style="color: #993366;">a) Tahliye taahhüdü yazılı olmalıdır.</span></h3>
<p><span style="color: #993366;">TBK md. 352/1 hükmümde de açıkça belirtildiği üzere; tahliye taahhütnamesinin yazılı olması gerekmektedir. Sözlü tahliye taahhüdüne dayalı olarak kiracının tahliyesinin talep edilebilmesi mümkün değildir. Söz konusu yazılı belgenin adi yazılı şekilde yapılması yeterli olup noterlikçe düzenlenmesi ya da noterlikte onaylatılması şart değildir. Ancak tahliye taahhüdünün noter tarafından düzenlenmesi ya da onaylanması kiralayana ispat kolaylığı sağlayacaktır. Taahhüt içeriğinde kiracı ismi, kiralanan yer ve adresi, kiraya verenin ismi ve tahliye tarih bilgilerinin net olarak yazılmış ve açıkça anlaşılır olması yeterlidir.</span></p>
<h3><span style="color: #993366;">b) Tahliye taahhüdü kiracı veya yetkili temsilcisi tarafından verilmelidir.</span></h3>
<p><span style="color: #993366;">Yazılı tahliye taahhüdünün geçerliliği açısından taahhütte bulunan kişi önemlidir. Kiracı dışında, aynı konutu veya işyerini kullanan kişilerin kendi başlarına verecekleri yazılı tahliye taahhüdü geçerli olmayacaktır.</span></p>
<p><span style="color: #993366;">Birden fazla kiracının bulunduğu sözleşmelerde ise taahhüdün bütün kiracılar tarafından verilmesi taahhüdün geçerliliği için zorunludur. Fakat kira sözleşmesinde kiracılardan birine yazılı tahliye taahhüdünde bulunabilmesi için yetki verilmişse bu halde yetki verilen kiracı tarafından taahhütte bulunulması yeterlidir.</span></p>
<p><span style="color: #993366;">Kiracının bir tüzel kişi olduğu durumlarda yazılı tahliye taahhüdünün tüzel kişinin yetkili organ ya da temsilcileri vasıtasıyla verilmiş olması yeterlidir. Tüzel kişiyi temsil yetkisi olmayan kişilerin vermiş oldukları tahliye taahhütleri geçersizdir.</span></p>
<h3><span style="color: #993366;">c) Tahliye taahhüdü belli bir tarih içermelidir.</span></h3>
<p><span style="color: #993366;">Tahliye taahhüdünde mutlaka tahliye tarihinin belirtilmesi gerekir. Belirlenen tarihin açık ve net olması gerekmektedir. Kira süresinin bitiminden önceki ya da sonraki bir tarih kiracı ile kiraya veren arasında tahliye tarihi olarak belirlenebilir.</span></p>
<h3><span style="color: #993366;">d) Tahliye taahhüdü kiralanın tesliminden sonra hazırlanmış olmalıdır.</span></h3>
<p><span style="color: #993366;">Tahliye taahhütnamesi her ne kadar akdin zayıf tarafını korumanın aksine bir hüküm gibi görünse de kanun koyucu bu geçerlilik şartını tamamen akdin zayıf tarafını korumak amaçlı getirmiştir. Bunun nedeni ise kiracının kira sözleşmesinin kurulması aşamasında serbest iradesiyle böyle bir taahhüt veremeyeceği düşüncesidir. Bu sebeple kira sözleşmesi ile beraber hazırlanan taahhüdün geçerliliği bulunmamaktadır. Taahhüt belgesinde tanzim (düzenleme) tarihi ve tahliye tarihinin ayrı ayrı belirtilmesi gerektiği de bu şart kapsamında açıkça anlaşılmaktadır. Ancak kiracının, kira ilişkisi kurulmadan ya da kira ilişkisi kurulurken alındığı iddia edilen tahliye taahhüdünün geçersiz olduğunun yazılı delil ile ispat etmesi zorunludur.</span></p><p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tahliye-taahhudunun-gecerli-olmasi-icin-gerekli-sartlar-nelerdir/">Tahliye Taahhüdünün Geçerli Olması İçin Gerekli Şartlar Nelerdir?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tahliye-taahhudunun-gecerli-olmasi-icin-gerekli-sartlar-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>6284 Sayılı Yasa Nedir?</title>
		<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/6284-sayili-yasa-nedir/</link>
					<comments>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/6284-sayili-yasa-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[efe]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:27:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aykuthukukdanismanlik.com/?p=1065</guid>

					<description><![CDATA[<p>6284 Sayılı Yasa Nedir? Kamuoyunda 6284 sayılı yasa olarak anılan Ailenin Korunması ve Kadına Karşı  Şiddetin Önlenmesine dair Kanun şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. KORUMA TEDBİRİ [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/6284-sayili-yasa-nedir/">6284 Sayılı Yasa Nedir?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span class="s2">6284 Sayılı Yasa Nedir?</span></h1>
<p>Kamuoyunda 6284 sayılı yasa olarak anılan Ailenin Korunması ve Kadına Karşı  Şiddetin Önlenmesine dair Kanun şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>
<h2><span class="s2">KORUMA TEDBİRİ NEDİR? </span></h2>
<p>Şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru kişilerin korunması için hakim veya mülki amir tarafından hükmedilebilen şiddet mağduru kişinin korunması sağlayan tedbirlerdir.</p>
<h2><span class="s2">KORUMA TEDBİRLERİNDEN KİMLER FAYDALANIR?</span></h2>
<p>Koruma tedbiri kararlarından, şiddete maruz kalan veya şiddete maruz kalma tehlikesi bulunan;</p>
<p>Kadınlar,</p>
<p>Çocuklar,</p>
<p>Aile bireyleri,</p>
<p>Tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişiler yararlanabilir.</p>
<h2><span class="s2">KORUMA TEDBİRLERİ NELERDİR?</span></h2>
<p>6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında iki çeşit koruma tedbiri kararı vardır. Bunlardan ilki koruyucu tedbiri kararı ikincisi ise önleyici tedbir kararıdır.</p>
<h2><span class="s2">MÜLKİ AMİR TARAFINDAN VERİLECEK KORUMA TEDBİRLERİ NELERDİR?</span></h2>
<p>Mülkî amir tarafından verilecek koruyucu tedbir kararları şunlardır.</p>
<p>a) Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması.</p>
<p>b) Diğer kanunlar kapsamında yapılacak yardımlar saklı kalmak üzere, geçici maddi yardım yapılması.</p>
<p>c) Psikolojik, meslekî, hukukî ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi.</p>
<p>ç) Hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması.</p>
<p>d) Gerekli olması hâlinde, korunan kişinin çocukları varsa çalışma yaşamına katılımını desteklemek üzere dört ay, kişinin çalışması hâlinde ise iki aylık süre ile sınırlı olmak kaydıyla, on altı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının yarısını geçmemek ve belgelendirilmek kaydıyla Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak suretiyle kreş imkânının sağlanması.</p>
<p>(2) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde birinci fıkranın (a) ve (ç) bentlerinde yer alan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde mülkî amirin onayına sunar. Mülkî amir tarafından kırksekiz saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.</p>
<h2><span class="s2">HÂKİM TARAFINDAN VERİLECEK KORUYUCU TEDBİR KARARLARI NELERDİR? </span></h2>
<p>a) İşyerinin değiştirilmesi.</p>
<p>b) Kişinin evli olması hâlinde müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesi.</p>
<p>c) 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunundaki şartların varlığı hâlinde ve korunan kişinin talebi üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması.</p>
<p>ç) Korunan kişi bakımından hayatî tehlikenin bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması hâlinde ve ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi.</p>
<h2><span class="s2">ÖNLEYİCİ TEDBİR KARARI NEDİR?</span></h2>
<p>Şiddete uğrayan veya şiddet uğrama tehlikesi bulunan kişinin bu şiddete maruz kalmaması için kanunda sayılan önleyici tedbir kararlarına hükmedilebilir. Önleyici tedbir kararları sadece Aile Mahkemesi Hakimi tarafından verilebilir.Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde 5.maddenin birinci fıkranın (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde yer alan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde hâkimin onayına sunar. Hâkim tarafından yirmidört saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar. Önleyici tedbir kararları şunlardır.</p>
<p>a) Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması.</p>
<p>b) Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi.</p>
<p>c) Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması.</p>
<p>ç) Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması.</p>
<p>d) Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması.</p>
<p>e) Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi.</p>
<p>f) Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi.</p>
<p>g) Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi.</p>
<p>ğ) Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi.</p>
<p>h) Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin sağlanması. ı) Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin sağlanması.</p>
<p>Bu Kanunda belirtilen tedbirlerle birlikte hakim, Çocuk Koruma Kanununda yer alan koruyucu ve destekleyici tedbirler ile Medeni Kanun hükümlerine göre velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulması hususlarında karar vermeye yetkilidir. Şiddet uygulayan, aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan ya da katkıda bulunan kişi ise Medeni Kanun hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla hâkim, şiddet mağdurunun yaşam düzeyini göz önünde bulundurarak talep edilmese dahi tedbir nafakasına hükmedebilir.</p>
<h2><span class="s2">TEDBİR KARARINA UYMAMANIN YAPTIRIMI NEDİR?</span></h2>
<p>Bu Kanun hükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen kişinin, bu kararın gereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur.  Tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresi onbeş günden otuz güne kadardır. Ancak zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez.</p>
<h2><span class="s2">TEDBİR KARARINA İTİRAZ NASIL YAPILIR?</span></h2>
<p>Bu Kanun hükümlerine göre verilen kararlara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebilir.  Hâkim tarafından verilen tedbir kararlarına itiraz üzerine dosya, o yerde aile mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde aile mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde asliye hukuk mahkemesine, aile mahkemesi hâkimi ile asliye hukuk mahkemesi hâkiminin aynı hâkim olması hâlinde ise en yakın asliye hukuk mahkemesine gecikmeksizin gönderilir.  İtiraz mercii kararını bir hafta içinde verir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.</p>
<h2><span class="s2">TEDBİR KARARINI KİM İSTEYEBİLİR?</span></h2>
<p>Tedbir kararı, ilgilinin talebi, Bakanlık veya kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet Savcısının başvurusu üzerine verilir.</p>
<h2><span class="s2">TEDBİR KARARI NEREDEN İSTENİR?</span></h2>
<p>Tedbir kararları en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer Aile Mahkemesinden , mülki amirden ya da kolluk biriminden talep edilebilir.</p>
<p>Gerek tedbir kararlarının alınması gerekse bu kararlara itiraz edilmesi aşamalarında uzman bir <a href="http://Www.aykuthukukdanismanlik.com/iletisim">avukattan</a> yardım almanızı tavsiye ederiz.</p><p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/6284-sayili-yasa-nedir/">6284 Sayılı Yasa Nedir?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/6284-sayili-yasa-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşanma Davalarında Af</title>
		<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanma-davalarinda-af/</link>
					<comments>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanma-davalarinda-af/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[efe]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Aug 2024 12:48:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aykuthukukdanismanlik.com/?p=1023</guid>

					<description><![CDATA[<p>BOŞANMA DAVALARINDA HANGİ OLAYLAR AF OLARAK KABUL EDİLİR? TMK 161. Madde de düzenlenen Zina ve 162. Maddede düzenlenen hayata kast,pek kötü ve onur kırıcı davranış nedeniyle açılan boşanma davalarında af hususu açıkça düzenlenmiş olup, maddede af eden eşin dava hakkı olmadığı belirtilmiştir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile açılan davalarda, af konusu madde de açıkça [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanma-davalarinda-af/">Boşanma Davalarında Af</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>BOŞANMA DAVALARINDA HANGİ OLAYLAR AF OLARAK KABUL EDİLİR?</b></p>
<p>TMK 161. Madde de düzenlenen Zina ve 162. Maddede düzenlenen hayata kast,pek kötü ve onur kırıcı davranış nedeniyle açılan boşanma davalarında af hususu açıkça düzenlenmiş olup, maddede af eden eşin dava hakkı olmadığı belirtilmiştir.</p>
<p>Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile açılan davalarda, af konusu madde de açıkça düzenlenmemiştir. Ancak Yargıtay uygulamalarına göre, affa uğradığı kabul edilen davranışlar nedeniyle karşı tarafa kusur yüklenmesi mümkün değildir.</p>
<p><b>YARGITAY UYGULAMALARINA GÖRE NELER AF OLARAK KABUL EDİLİR?</b></p>
<p><b>-Taraflar boşanma davasında kusur olarak dayandıkları olaydan sonra barışmış ve evlilik birliği devam etmişse bu olaylara kusur olarak dayanamazlar.<span class="Apple-converted-space"> </span></b></p>
<p><i>“Her ne kadar mahkemece davalı erkek eşin, eşine şiddet uyguladığı, eşine ve ailesine hakaret ettiği sabit kabul edilse de, taraflar meydana gelen bu olaylardan sonra barışmış, ayrı bir eve taşınarak evlilik birliğini devam ettirmişlerdir. Davacı, davalının kusurlu davranışlarını affetmiş, en azından hoşgörü ile karşılamıştır.” 2. Hukuk Dairesi <span class="Apple-converted-space">        </span>2014/16705 E.<span class="Apple-converted-space">  </span>,<span class="Apple-converted-space">  </span>2015/2460 K.</i></p>
<p><b>-Barışma niyetini dile getiren, eşini sevdiğini beyan eden, ortak yaşama dönme çağrısında bulunan eş o tarihe kadar ki kusurlu davranışları af ermiş sayılır. Yargıtay bu konuda barışma girişimi ile af konusunu birbirinden ayırt etmekte olup sadece barışma girişimi olan olaylar af olarak kabul edilmemektedir.</b></p>
<p><i>“…. mesaj içerikleri ve mesajda kullanılan ifadeler nazara alındığında, davalı-karşı davacı kadının eşinin kusurlu eylemlerini açıkça affettiği, eşinden ayrılmak istemediği, birlikte yaşamaya devam etmek istediği, hatta eşinin kendisini affetmesini beklediği, bu yönde talepte bulunduğu sabittir. Mesaj içerikleri barışma girişiminin ötesinde açıkça af iradesini yansıtmakta olup, mesajlar davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasından sonra kadın tarafından eşine gönderilmiştir. O halde davalı-karşı davacı kadın tarafından, dava ve karşı davada iddia edilen hususlar affedilmiş en azından hoşgörü ile karşılanmıştır. Bu sebeple davalı-karşı davacı kadının mesajlarından önceki hususlar davacı-karşı davalı erkeğe kusur olarak yüklenilemez.”</i> <i>2. Hukuk Dairesi <span class="Apple-converted-space">        </span>2022/1714 E.<span class="Apple-converted-space">  </span>,<span class="Apple-converted-space">  </span>2022/7684 K.</i></p>
<p><b>-Eşlerin kusur olarak dayandıkları olaylardan sonra evliliği sürdürmek için aynı konutta yaşamaya devam etmelerini af olarak kabul etmektedir.</b></p>
<p><i>“….. davalı-karşı davacı erkeğe kusur olarak yüklenen “Eşini darp ettiği” vakıasından sonra tanık Nebiye beyanından anlaşıldığı üzere tarafların bir arada yaşamaya devam ettikleri, bu nedenle bu vakıanın kadın tarafından affedildiğinin, en azından hoşgörü ile karşılandığının kabulü gerekeceğinden,</i> <i>2. Hukuk Dairesi <span class="Apple-converted-space">        </span>2020/1896 E.<span class="Apple-converted-space">  </span>,<span class="Apple-converted-space">  </span>2020/3269 K.”</i></p>
<p><b>-Açılan boşanma davasından feragat edilmesi halinde feragat tarihinden önceki olaylar af edilmiş sayılmaktadır. Ancak anlaşmalı boşanma davasından feragat, af olarak kabul edilmemektedir.</b></p>
<p><i>“…..-Davalı-davacı kadın davasından feragat ettiğine göre erkeğin kusurlu davranışlarını affettiği, en azından hoşgörü ile karşıladığının kabulü gerekmektedir. Affedilen veya hoş görülen olaylar erkeğe kusur olarak yüklenemez.” 2. Hukuk Dairesi <span class="Apple-converted-space">        </span>2022/1032 E.<span class="Apple-converted-space">  </span>,<span class="Apple-converted-space">  </span>2022/3434 K.</i></p>
<p><b>-Eşin eve dönmesi için terk ihtarı çekmek , ihtardan önce gerçekleşen olayların af edildiği anlamına gelir.</b><span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p><i>“…&#8230; Eşine terk ihtarında bulunan taraf; varsa, eşinin ihtar tarihine kadar olan bütün kusurlu davranışlarını affetmiş en azından hoşgörüyle karşılamış sayılır. Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesine dayalı olarak açılan bir davadan önce, eşlerden biri tarafından, yukarıda belirtilen nitelikte gönderilmiş bir terk ihtarı mevcut ise; ihtar eden, eşinin ihtar tarihinden önceki kusurlu davranışlarına boşanma sebebi olarak dayanamaz.” 2. Hukuk Dairesi <span class="Apple-converted-space">        </span>2013/8770 E.<span class="Apple-converted-space">  </span>,<span class="Apple-converted-space">  </span>2013/23271 K.</i></p>
<p><b>-Eşlerin boşanma davalarında kusur olarak dayandıkları olaylardan sonra birlikte tatile çıkmaları, otelde kalmaları gibi durumlarda, bu olayları af ettikleri kabul edilmektedir</b><i>.</i></p>
<p><i>“…….</i> <i>tarafların 2012 yılından beri ayrı yaşadıkları ve ayrı yaşama döneminde 2016 tarihinde aynı otelde kaldıkları, bu hale göre de var ise karşılıklı birbirlerine yönelik önceki kusurları affettikleri, en azından hoşgörü ile karşıladıkları, bu tarihten sonra gerçekleşen başkaca bir kusurun varlığının da ispat edilemediği anlaşılmaktadır.</i> “<i>2. Hukuk Dairesi <span class="Apple-converted-space">        </span>2021/6658 E.<span class="Apple-converted-space">  </span>,<span class="Apple-converted-space">  </span>2021/8169 K.</i></p><p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanma-davalarinda-af/">Boşanma Davalarında Af</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanma-davalarinda-af/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşanmanın Ferisi Niteliğindeki Nafaka ve Tazminatlar Ne Zaman İcra Edilebilir Hale Gelir?</title>
		<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanmanin-ferisi-niteligindeki-nafaka-ve-tazminatlar-ne-zaman-icra-edilebilir-hale-gelir/</link>
					<comments>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanmanin-ferisi-niteligindeki-nafaka-ve-tazminatlar-ne-zaman-icra-edilebilir-hale-gelir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[efe]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 May 2024 12:43:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aykuthukukdanismanlik.com/?p=1034</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boşanmanın Ferisi Niteliğindeki Nafaka ve Tazminatlar Ne Zaman İcra Edilebilir Hale Gelir? HMK m.367/2 de belirtildiği üzere “Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.” Dolayısıyla, kural olarak boşanma ilamıyla birlikte hükmedilen tazminat ve nafakalar, boşanma kararının feri niteliğinde olmaları nedeniyle boşanma ilamı kesinleşmeden icra edilemez. Ancak [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanmanin-ferisi-niteligindeki-nafaka-ve-tazminatlar-ne-zaman-icra-edilebilir-hale-gelir/">Boşanmanın Ferisi Niteliğindeki Nafaka ve Tazminatlar Ne Zaman İcra Edilebilir Hale Gelir?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Boşanmanın Ferisi Niteliğindeki Nafaka ve Tazminatlar Ne Zaman İcra Edilebilir Hale Gelir?</h1>
<p>HMK m.367/2 de belirtildiği üzere “Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.”</p>
<p>Dolayısıyla, kural olarak boşanma ilamıyla birlikte hükmedilen tazminat ve nafakalar, boşanma kararının feri niteliğinde olmaları nedeniyle boşanma ilamı kesinleşmeden icra edilemez.</p>
<p>Ancak bazı durumlarda taraflar boşanma kararı yönünden hükmü istinaf veya temyiz etmeyip sadece diğer yönlerden (kusur belirlemesi, tazminat ve nafakalar ) kanun yoluna başvurabilirler. Bu durumda boşanma kararına karşı kanun yoluna başvuruldu ise hükmün tamamı bakımından kesinleşme ve hükmün icrası ertelenecektir. Ancak hükmün boşanma kararı yönünden kesinleşmesi halinde, kararda belirtilen boşanmanın ferisi niteliğindeki alacaklar için ayrıca kesinleşme aranmaksızın icra takibi yapılabilir.</p>
<h3>Buna ilişkin Yargıtay kararını aşağıda paylaşıyoruz.</h3>
<p>“Borçlu icra mahkemesine başvurusunda; aleyhine başlatılan ilamlı icra takibinde dayanak ilamın boşanma davasına ilişkin olduğunu, ilamın boşanma yönünden kesinleştiğini ancak tazminat ve nafaka yönünden borçlunun temyizi nedeniyle kesinleşmediğini ve kesinleşmeden takip konusu yapılamayacağını ileri sürerek takibin iptalini istemiş, mahkemece, aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamların kesinleşmeden infaz edilemeyeceği gerekçesi ile şikayetin kabulüne ve takibin iptaline karar verilmiş, hüküm alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.</p>
<p>HUMK&#8217;nin 443/4. (HMK&#8217;nin 367/2.) maddesi gereğince aile ve şahsın hukuku ile ilgili hükümler kesinleşmedikçe takibe konu edilemez. Ayrıca, boşanma kararının &#8220;eklentisi&#8221; olan (yoksulluk) ve (iştirak) nafakası da aynı kurala tabi olup, icra takibine konu edilebilmesi için boşanma hükmünün kesinleşmesi gerekir. Bir başka anlatımla boşanma hükmü kesinleşmiş ise, eklentilerin (Yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, maddi ve manevi tazminat vs.) infaz edilmesi için kararın, eklentiler yönünden de kesinleşmesi gerekmez.</p>
<p>Somut olayda; icra takibinin dayanağı olan ilam, boşanma ilamının fer&#8217;isi olan maddi ve manevi tazminat ile iştirak ve yoksulluk nafakasına ilişkin olup, boşanma hükmü tarafların kararı temyiz etmemesi üzerine 02.06.2015 tarihinde kesinleşmiştir.</p>
<p>Boşanma hükmünün 02.06.2015 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle, feri kalemler yönünden 19.06.2015 tarihinde yapılan takipte bir usulsüzlük bulunmamaktadır.</p>
<p>O halde, mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.</p>
<p>SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK&#8217;nin 366. ve HUMK’nin 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA),” 12. Hukuk Dairesi <span class="Apple-converted-space">        </span>2018/4469 E.<span class="Apple-converted-space">  </span>,<span class="Apple-converted-space">  </span>2018/10618 K.</p><p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanmanin-ferisi-niteligindeki-nafaka-ve-tazminatlar-ne-zaman-icra-edilebilir-hale-gelir/">Boşanmanın Ferisi Niteliğindeki Nafaka ve Tazminatlar Ne Zaman İcra Edilebilir Hale Gelir?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanmanin-ferisi-niteligindeki-nafaka-ve-tazminatlar-ne-zaman-icra-edilebilir-hale-gelir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eşler Arasındaki Yasal Mal Rejimi</title>
		<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/esler-arasindaki-yasal-mal-rejimi/</link>
					<comments>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/esler-arasindaki-yasal-mal-rejimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[efe]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Apr 2024 10:29:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aykuthukukdanismanlik.com/?p=1031</guid>

					<description><![CDATA[<p>EŞLER ARASINDAKİ YASAL MAL REJİMİ TEK TARAFLI OLARAK DEĞİŞTİRİLEBİLİR Mİ? Kural olarak eşler evlenirken kendi aralarında ayrı bir mal rejimini seçmemişlerse yasa gereği edinilmiş mal rejimine tabi olurlar. Eşler kural olarak yasal mal rejiminden tek taraflı olarak dönemezler. Mal rejimini değiştirebilmeleri için kendi aralarında anlaşmaları ve yeni bir mal rejimi sözleşmesi yapmaları gerekir. Ancak mevcut [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/esler-arasindaki-yasal-mal-rejimi/">Eşler Arasındaki Yasal Mal Rejimi</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><b>EŞLER ARASINDAKİ YASAL MAL REJİMİ TEK TARAFLI OLARAK DEĞİŞTİRİLEBİLİR Mİ?</b></h1>
<p>Kural olarak eşler evlenirken kendi aralarında ayrı bir mal rejimini seçmemişlerse yasa gereği edinilmiş mal rejimine tabi olurlar. Eşler kural olarak yasal mal rejiminden tek taraflı olarak dönemezler. Mal rejimini değiştirebilmeleri için kendi aralarında anlaşmaları ve yeni bir mal rejimi sözleşmesi yapmaları gerekir.</p>
<p>Ancak mevcut mal rejiminin devamının eşlerden birinin beklenen hakkına zarar vermesi halinde, bu eşe TMK m. 206 ile mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüştürülmesini talep hakkı verilmiştir. Kanunun da ki düzenleme aşağıda ki şekildedir.</p>
<p><span class="Apple-converted-space"> </span>Madde 206 – Haklı bir sebep varsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir.</p>
<p>Özellikle aşağıdaki hallerde haklı bir sebebin varlığı kabul edilir:</p>
<p>1. Diğer eşe ait malvarlığının borca batık veya ortaklıktaki payının haczedilmiş olması,</p>
<p>2. Diğer eşin, istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmüş olması,</p>
<p>3. Diğer eşin, ortaklığın malları üzerinde bir tasarruf işleminin yapılması için gereken rızasını haklı bir sebep olmadan esirgemesi,</p>
<p>4. Diğer eşin, istemde bulunan eşe malvarlığı, geliri, borçları veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması,</p>
<p>5. Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması.</p>
<p>Eşlerden biri ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun ise, onun yasal temsilcisi de bu sebebe dayanarak mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir.</p>
<p>Kanunun metninden anlaşılacağı üzere sayılan bu sebepler kanunda yazılanlarla sınırlı değildir. Hakim her somut olayda haklı bir nedenin var olup olmadığını değerlendirecektir. Yargıtay kararları incelendiğinde, örneğin ortak birikim ile alınan evin veya arabanın eşin rızası ve bilgisi dışında satılması, diğer eşe haber vermeden aileyi etkileyecek ekonomik kararlar alınması, eşlerden biri hakkında ceza ve tazminat davaları açılması vs. gibi sebepler haklı neden olarak kabul edilmiştir.</p>
<h2><b>HAKLI NEDENİN KABULÜ HALİNDE MAHKEME NE KARAR VERECEKTİR?</b></h2>
<p>TMK 206. Madde gereğince dava açan eş tarafından haklı nedenin varlığı kabul edilirse, mahkeme eşler arasındaki mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verir. Kararın kesinleşmesi ile birlikte eşler arasındaki<span class="Apple-converted-space">  </span>mevcut mal rejimi dava tarihinden itibaren kendiliğinden sona erer ve eşler mal ayrılığına geçmiş sayılır.</p>
<h2><b>ÖRNEK YARGITAY KARARI</b></h2>
<p><i>Davacı koca 31.12.2002 tarihinde açtığı dava ile; karısıyla ayrı yaşadıklarını, boşanmaya kararlı olduğunu, katılma rejiminin kendisi için külfet getireceğini ileri sürerek, eşiyle aralarındaki mal rejiminin 1.1.2002 tarihinden itibaren &#8220;Mal Ayrılığı Rejimi&#8221; olduğuna karar verilmesini istemiştir.</i></p>
<p><i>Dosyadaki kanıtlara göre; tarafların 1985 yılında evlendikleri, davacı kocanın 15.11.2000 tarihinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayanarak açtığı boşanma davasının; başka kadınla ilişkisi bulunduğu ve karısını dövmesi nedeniyle tam kusurlu bulunarak reddedildiği, bu kararın 29.1.2002 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Kocanın devlet memuru olarak çalıştığı, düzenli geliri ve taşınmaz malı bulunduğu, davalı kadının ise ev hanımı olduğu, geliri ve malvarlığının bulunmadığı da dosya kapsamıyla sabittir.</i></p>
<p><i>4721 sayılı Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihinden önce evlenmiş eşler arasında; 1.1.2002 tarihine kadar, daha önceden tabi oldukları mal rejimi devam eder. Eşler, 1.1.2002 tarihinden başlayarak başka bir mal rejimini seçmedikleri taktirde, 1.1.2002 tarihinden geçerli olmak üzere, yeni kanunun yasal mal rejimi olarak kabul ettiği &#8220;Edinmiş Mallara Katılma Rejimini&#8221; seçmiş sayılırlar (4722 Sayılı Kanun m. 10/1).</i></p>
<p><i>Eşler arasındaki mat rejimi; eşlerden birinin ölümü, evliliğin iptali, boşanma başka bir mal rejiminin kabulüyle sona ereceği gibi mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hallerinde, dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.(TMK. m. 206, 225).</i></p>
<p><i>Temyiz İncelemesine konu olan davada; mahkeme kararıyla mal ayrılığı rejimine geçilmesini (TMK. m. 206) isteyen davacı, diğer eşin malvarlığının borca batık olması, ortaklıktaki payının haczedilmiş olması ve benzeri sebeplerden biriyle ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürdüğünü kanıtlayamamıştır. Tek başına, eşlerin fiilen ayrı yaşıyor olmaları Türk Medeni Kanununun 206. maddesi uyarınca haklı sebep olarak yorumlanıp mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi için yeterli değildir. Bunun kabulü; kendi kusurlu davranışıyla ayrı yaşamaya neden olan eşin; diğer eşin ileride doğabilecek katılma alacağı hakkını ortadan kaldırmasına olanak tanımak sonucunu doğurur. Bu ise, hiç kimsenin kendi kusurlu davranışıyla kendi lehine sonuç elde edemeyeceğine yönelik temel hukuk ilkesine aykırı olur.</i></p>
<p><i>Açıklanan nedenlerle kanıtlanamayan davanın reddi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.</i> <i>2. Hukuk Dairesi 2005/3039 E., 2005/6149 K.</i></p>
<p><i>“</i> <i>Davacı &#8230; vekili, evlilik birliği içinde tarafların ortak gelirleri ile arsa alınıp üzerine beş katlı bina yapılarak tapuda bu taşınmazın davalı adına tescil edildiğini, tarafların fiilen on yıldan fazla süredir ayrı olup davacının Türkiye&#8217;de davalının ise yurtdışında yaşadığını, evliliğin kayden devam ettiğini, taşınmazdaki dairelerin ve dükkanların davacı tarafından kiraya verilmesine davalı tarafça engel olunduğunu ve kira gelirlerinin tamamının davalı tarafından alındığını, davacının ise emekli maaşı ile geçinmeye çalıştığını izah ederek taraflar arasında mal ayrılığı rejimine geçilmesini ve taşınmazın 1/2 hissesinin davacı adına tescilini talep etmiştir.</i></p>
<p><i>Davalı &#8230; vekili, ortada henüz bir boşanma davası bulunmadığını, tarafların evli olduklarını, davalının uzun yıllar yurt dışında çalışması ile arsayı satın alıp üzerine binayı inşa ettirdiğini, davacının hiçbir katkısı olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.</i></p>
<p><i>Mahkemece, taraflar arasında evliliğin halen sürdüğü, edinilmiş mallara katılma rejiminde eşler ayni mal talep edemeyeceklerini ve yasadan doğan alacak hakkı bulunduğunu, öte yandan TMK&#8217;nun 206 maddesinde de haklı bir sebebinin varlığı halinde eşlerden birinin istemi üzerine mal rejiminin mal ayrımına dönüşmesine karar verileceği hüküm altına alındığını, ancak davacı tarafından dosyaya haklı bir neden sunulmadığını, özellikle Yargıtay uygulamaları dikkate alındığında eşlerin edinilmiş mallara katılma rejiminde ayni mal talebine ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerektiği, eşin ancak bir alacak hakkı olduğunun açıkça belirtildiğini, bu nedenle tapu iptali ile 1/2&#8217;sinin davacı adına tesciline ilişkin davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.</i></p>
<p><i>Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, TMK 206. maddesi uyarınca olağanüstü mal rejimine geçiş ve mal rejiminin tasfiyesi ile tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. TMK 206. maddesinde haklı bir sebep varsa hakimin, eşlerden birinin istemi üzerine, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebileceği düzenlenmiştir.</i></p>
<p><i>Mahkemece; yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de dosya kapsamının hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf; dava ve cevaba cevap dilekçelerinde 1986 yılında eşindende katkı alarak kendi parası ile satın aldığı ve inşaatını yaptığı taşınmazın tapusunun davalı adına tescil edildiğini, yine davacı tarafından 1994 yılından itbaren arsa üzerine inşa edilen taşınmazın inşaat bedelleri ödendiğini, tarafların uzun yıllardır ayrı yaşadıklarını, dava konusu taşınmazdaki dükkanların ve dairelerin kira gelirlerinin davalı tarafından alındığını açıklayarak mal ayrılığı rejimine geçilmesini ve davacının büyük emeklerle çalışmasının karşılığı olarak aldığı ve inşa ettirdiği bu taşınmazın 1/2 tapu kaydının davacı adına tescilini talep etmiştir. Dosya kapsamı incelendiğinde davacı tarafça bildirilen tanıklar dinlenmesine rağmen; davacının talebinin, özellikle TMK 206/4 bendindeki &#8221; Diğer eşin, istemde bulunan eşe malvarlığı, geliri, borçları veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması,&#8221; koşulların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıntısı ile sorulup tutanağa geçirilmeyerek karar verildiği anlaşılmaktadır.</i></p>
<p><i>Mahkemece yapılacak iş, davacı tanıkları yeniden usulüne uygun şekilde dinleyerek tanıklardan davacı tarafın iddia ettiği hususların ayrıntılı olarak sorulup belirlenmeye çalışılması, 1965 yılında evlenen tarafların uzun yıllardan beri ayrı ülkelerde yaşıyor oldukları ve TMK 206 maddesindeki haklı sebeplerin örnekleme yoluyla sayıldığı gözetilerek davacı tarafın ilk talebi olan mal ayrılığı rejimine geçiş hakkında öncelikle karar verilmesi, oluşacak kanaate göre de tasfiye isteği hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesidir. Mahkemece, yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme hüküm tesisi bozma nedeni yapılmıştır.</i></p>
<p><i>SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK&#8217;nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA”</i> <i>8. Hukuk Dairesi <span class="Apple-converted-space">        </span>2016/12480 E.<span class="Apple-converted-space">  </span>,<span class="Apple-converted-space">  </span>2018/2048 K.</i></p><p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/esler-arasindaki-yasal-mal-rejimi/">Eşler Arasındaki Yasal Mal Rejimi</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/esler-arasindaki-yasal-mal-rejimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşanma Davalarında İhtiyati Tedbir</title>
		<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanma-davalarinda-ihtiyati-tedbir/</link>
					<comments>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanma-davalarinda-ihtiyati-tedbir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[efe]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Apr 2024 14:12:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aykuthukukdanismanlik.com/?p=1028</guid>

					<description><![CDATA[<p>BOŞANMA DAVALARINDA İHTİYATİ TEDBİR VEYA İHTİYATİ HACİZ KARARI VERİLEBİLİR Mİ? Boşanma davalarında en çok sorulan sorulardan biri de boşanma davası sonrasında kazanılacak nafaka ve tazminatları güvence altına alabilmek için ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz kararı alınabilir mi sorusudur. 6100 sayılı HMK yürürlüğe girmeden önce yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 101/4. Maddesinde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanma-davalarinda-ihtiyati-tedbir/">Boşanma Davalarında İhtiyati Tedbir</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><b>BOŞANMA DAVALARINDA İHTİYATİ TEDBİR VEYA İHTİYATİ HACİZ KARARI VERİLEBİLİR Mİ?</b></h1>
<p>Boşanma davalarında en çok sorulan sorulardan biri de boşanma davası sonrasında kazanılacak nafaka ve tazminatları güvence altına alabilmek için ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz kararı alınabilir mi sorusudur.</p>
<p>6100 sayılı HMK yürürlüğe girmeden önce yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 101/4. Maddesinde “ayrılık veya boşanma davası üzerine Kanunu Medeni mucibince icap eden muvakkat tedbirlerin ittihazına” karar verebileceği düzenlemesi bulunduğundan boşanma davası açılınca ihtiyati tedbir kararı verilebiliyordu. Ancak 6100 sayılı HMK nun yürürlüğe girmesinden sonra HMK 389. Madde de yer alan “uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir” hükmü gereğince artık mahkemeler boşanma davalarında ihtiyati tedbir taleplerini reddetmektedir.</p>
<p>Bu kararlara karşı istinaf yolu açık olmakla birlikte, Bölge Adliye Mahkemeleri de boşanma davalarında üzerine tedbir konulacak malvarlıklarının uyuşmazlık konusu olmaması nedeniyle ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini benimsemiş olup buna ilişkin birçok karar mevcuttur. Yani boşanma davasındaki boşanmaya karar verilmesi halinde hükmedilmesi mümkün olan boşanmaya bağlı tazminat ve nafaka haklarının temin etmek için de olsa dava konusu olmayan ve eş üzerne kayıtlı bulunan taşınmazlar üzerine tedbir konulamaz Yargıtayın bir kararını aşağıda örnek olarak paylaşıyoruz.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>“<i>Hüküm, davacı tarafından 19.11.2012 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara karar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle ihtiyati tedbir kararının uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceğinin (HMK. md. 389/1) ve ihtiyati tedbir konulması istenen malların somut olayda uyuşmazlığın konusunu oluşturmadığının anlaşılmasına göre sonucu itibarıyla doğru olan hükmün ONANMASINA</i>,” 2. Hukuk Dairesi <span class="Apple-converted-space">        </span>2013/11635 E.<span class="Apple-converted-space">  </span>,<span class="Apple-converted-space">  </span>2013/16158 K.</p>
<p>Ancak boşanma davalarında malvarlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulmaması nedeniyle eşler, ileride hak kaybına uğramamak için aslında boşanma davasının kesinleşmesi sonrasında görülebilir hale gelen mal rejimi davalarını, boşanma davaları ile birlikte açarak ihtiyati tedbir kararı alabilmektedir.</p>
<h2><b>BOŞANMA DAVALARINDA İHTİYATİ HACİZ KARARI VERİLİR Mİ?</b></h2>
<p>İhtiyati hacize ilişkin hükümler İcra İflas Kanunu m.257 de düzenlenmiş olup Yargıtayın önce ki uygulamalarında, boşanma davalarında talep edilen tazminat talepleri için ihtiyati haciz kararı verilebiliyordu. Ancak daha sonra yargıtay bu kararından dönmüş ve İhtiyati Haciz kararlarına karşı istinaf kanunu yolu uygulamasına gidilmesinden sonra da BAM hukuk daireleri,<span class="Apple-converted-space">  </span>“ vadesi gelmiş bir boçtan”<span class="Apple-converted-space">  </span>söz edilemeyeceği gerekçesiyle boşanma davalarında ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğine karar vermeye başlamışlardır. Ancak<span class="Apple-converted-space">  </span>borçlunun İİK 257. Maddesinde düzenlenen kötü niyetli davranışlarının tespit edilmesi halinde, örneğin mallarını kaçırmaya veya kendisi kaçmaya kalkışırsa ihtiyati haciz kararı verilebileceğini düşünmekteyiz. Aşağıda boşanma davalarında ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğine ilişkin örnek bir karar paylaşıyoruz.</p>
<p>“ <i>İcra ve İflas Kanununun 257. maddesi; &#8220;Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz malların ve alacaklar ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir&#8221; hükmünü taşımaktadır. Aynı maddenin 2. fıkrası ise; &#8220;Vadesi gelmemiş borçlar için ise belli koşulları taşıması halinde&#8221; ihtiyati haciz kararı verilebileceğini belirtmektedir. Davacı-karşı davalı kadının gerek rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş, gerekse henüz vadesi gelmemiş bir para borcu alacağından bahsedilmesi mümkün değildir. Buna göre davalı-karşı davacı erkeğin taşınmazları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.” </i>2. Hukuk Dairesi <span class="Apple-converted-space">        </span>2016/6596 E.<span class="Apple-converted-space">  </span>,<span class="Apple-converted-space">  </span>2017/13236 K.</p><p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanma-davalarinda-ihtiyati-tedbir/">Boşanma Davalarında İhtiyati Tedbir</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanma-davalarinda-ihtiyati-tedbir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşanma Davalarında Hangi Olaylar Af Olarak Kabul Edilir?</title>
		<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanma-davalarinda-hangi-olaylar-af-olarak-kabul-edilir/</link>
					<comments>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanma-davalarinda-hangi-olaylar-af-olarak-kabul-edilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[efe]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Mar 2024 00:11:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aykuthukukdanismanlik.com/?p=1024</guid>

					<description><![CDATA[<p>BOŞANMA DAVALARINDA HANGİ OLAYLAR AF OLARAK KABUL EDİLİR? TMK 161. Madde de düzenlenen Zina ve 162. Maddede düzenlenen hayata kast,pek kötü ve onur kırıcı davranış nedeniyle açılan boşanma davalarında af hususu açıkça düzenlenmiş olup, maddede af eden eşin dava hakkı olmadığı belirtilmiştir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile açılan davalarda, af konusu madde de açıkça [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanma-davalarinda-hangi-olaylar-af-olarak-kabul-edilir/">Boşanma Davalarında Hangi Olaylar Af Olarak Kabul Edilir?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><b>BOŞANMA DAVALARINDA HANGİ OLAYLAR AF OLARAK KABUL EDİLİR?</b></h1>
<p>TMK 161. Madde de düzenlenen Zina ve 162. Maddede düzenlenen hayata kast,pek kötü ve onur kırıcı davranış nedeniyle açılan boşanma davalarında af hususu açıkça düzenlenmiş olup, maddede af eden eşin dava hakkı olmadığı belirtilmiştir.</p>
<p>Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile açılan davalarda, af konusu madde de açıkça düzenlenmemiştir. Ancak Yargıtay uygulamalarına göre, affa uğradığı kabul edilen davranışlar nedeniyle karşı tarafa kusur yüklenmesi mümkün değildir.</p>
<h2><b>YARGITAY UYGULAMALARINA GÖRE NELER AF OLARAK KABUL EDİLİR?</b></h2>
<h3><b>-Taraflar boşanma davasında kusur olarak dayandıkları olaydan sonra barışmış ve evlilik birliği devam etmişse bu olaylara kusur olarak dayanamazlar.<span class="Apple-converted-space"> </span></b></h3>
<p><i>“Her ne kadar mahkemece davalı erkek eşin, eşine şiddet uyguladığı, eşine ve ailesine hakaret ettiği sabit kabul edilse de, taraflar meydana gelen bu olaylardan sonra barışmış, ayrı bir eve taşınarak evlilik birliğini devam ettirmişlerdir. Davacı, davalının kusurlu davranışlarını affetmiş, en azından hoşgörü ile karşılamıştır.” 2. Hukuk Dairesi <span class="Apple-converted-space">        </span>2014/16705 E.<span class="Apple-converted-space">  </span>,<span class="Apple-converted-space">  </span>2015/2460 K.</i></p>
<h3><b>-Barışma niyetini dile getiren, eşini sevdiğini beyan eden, ortak yaşama dönme çağrısında bulunan eş o tarihe kadar ki kusurlu davranışları af ermiş sayılır. Yargıtay bu konuda barışma girişimi ile af konusunu birbirinden ayırt etmekte olup sadece barışma girişimi olan olaylar af olarak kabul edilmemektedir.</b></h3>
<p><i>“…. mesaj içerikleri ve mesajda kullanılan ifadeler nazara alındığında, davalı-karşı davacı kadının eşinin kusurlu eylemlerini açıkça affettiği, eşinden ayrılmak istemediği, birlikte yaşamaya devam etmek istediği, hatta eşinin kendisini affetmesini beklediği, bu yönde talepte bulunduğu sabittir. Mesaj içerikleri barışma girişiminin ötesinde açıkça af iradesini yansıtmakta olup, mesajlar davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasından sonra kadın tarafından eşine gönderilmiştir. O halde davalı-karşı davacı kadın tarafından, dava ve karşı davada iddia edilen hususlar affedilmiş en azından hoşgörü ile karşılanmıştır. Bu sebeple davalı-karşı davacı kadının mesajlarından önceki hususlar davacı-karşı davalı erkeğe kusur olarak yüklenilemez.”</i> <i>2. Hukuk Dairesi <span class="Apple-converted-space">        </span>2022/1714 E.<span class="Apple-converted-space">  </span>,<span class="Apple-converted-space">  </span>2022/7684 K.</i></p>
<h3><b>-Eşlerin kusur olarak dayandıkları olaylardan sonra evliliği sürdürmek için aynı konutta yaşamaya devam etmelerini af olarak kabul etmektedir.</b></h3>
<p><i>“….. davalı-karşı davacı erkeğe kusur olarak yüklenen “Eşini darp ettiği” vakıasından sonra tanık Nebiye beyanından anlaşıldığı üzere tarafların bir arada yaşamaya devam ettikleri, bu nedenle bu vakıanın kadın tarafından affedildiğinin, en azından hoşgörü ile karşılandığının kabulü gerekeceğinden,</i> <i>2. Hukuk Dairesi <span class="Apple-converted-space">        </span>2020/1896 E.<span class="Apple-converted-space">  </span>,<span class="Apple-converted-space">  </span>2020/3269 K.”</i></p>
<h3><b>-Açılan boşanma davasından feragat edilmesi halinde feragat tarihinden önceki olaylar af edilmiş sayılmaktadır. Ancak anlaşmalı boşanma davasından feragat, af olarak kabul edilmemektedir.</b></h3>
<p><i>“…..-Davalı-davacı kadın davasından feragat ettiğine göre erkeğin kusurlu davranışlarını affettiği, en azından hoşgörü ile karşıladığının kabulü gerekmektedir. Affedilen veya hoş görülen olaylar erkeğe kusur olarak yüklenemez.” 2. Hukuk Dairesi <span class="Apple-converted-space">        </span>2022/1032 E.<span class="Apple-converted-space">  </span>,<span class="Apple-converted-space">  </span>2022/3434 K.</i></p>
<h3><b>-Eşin eve dönmesi için terk ihtarı çekmek , ihtardan önce gerçekleşen olayların af edildiği anlamına gelir.</b><span class="Apple-converted-space"> </span></h3>
<p><i>“…&#8230; Eşine terk ihtarında bulunan taraf; varsa, eşinin ihtar tarihine kadar olan bütün kusurlu davranışlarını affetmiş en azından hoşgörüyle karşılamış sayılır. Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesine dayalı olarak açılan bir davadan önce, eşlerden biri tarafından, yukarıda belirtilen nitelikte gönderilmiş bir terk ihtarı mevcut ise; ihtar eden, eşinin ihtar tarihinden önceki kusurlu davranışlarına boşanma sebebi olarak dayanamaz.” 2. Hukuk Dairesi <span class="Apple-converted-space">        </span>2013/8770 E.<span class="Apple-converted-space">  </span>,<span class="Apple-converted-space">  </span>2013/23271 K.</i></p>
<h3><b>-Eşlerin boşanma davalarında kusur olarak dayandıkları olaylardan sonra birlikte tatile çıkmaları, otelde kalmaları gibi durumlarda, bu olayları af ettikleri kabul edilmektedir</b><i>.</i></h3>
<p><i>“…….</i> <i>tarafların 2012 yılından beri ayrı yaşadıkları ve ayrı yaşama döneminde 2016 tarihinde aynı otelde kaldıkları, bu hale göre de var ise karşılıklı birbirlerine yönelik önceki kusurları affettikleri, en azından hoşgörü ile karşıladıkları, bu tarihten sonra gerçekleşen başkaca bir kusurun varlığının da ispat edilemediği anlaşılmaktadır.</i> “<i>2. Hukuk Dairesi <span class="Apple-converted-space">        </span>2021/6658 E.<span class="Apple-converted-space">  </span>,<span class="Apple-converted-space">  </span>2021/8169 K.</i></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanma-davalarinda-hangi-olaylar-af-olarak-kabul-edilir/">Boşanma Davalarında Hangi Olaylar Af Olarak Kabul Edilir?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanma-davalarinda-hangi-olaylar-af-olarak-kabul-edilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşanma Davası Sırasında Eşin Ölümü</title>
		<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanma-davasi-sirasinda-esin-olumu/</link>
					<comments>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanma-davasi-sirasinda-esin-olumu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[efe]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Mar 2024 21:08:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aykuthukukdanismanlik.com/?p=1020</guid>

					<description><![CDATA[<p>BOŞANMA DAVASI SIRASINDA EŞLERDEN BİRİNİN ÖLÜMÜ HALİNDE MİRASÇILAR DAVAYA DEVAM EDEBİLİR Mİ? Kural olarak boşanma davası açma hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olup bizzat kullanılması gereken bir haktır. Ancak TMK m.181/2 uyarınca boşanma davasının devamı sırasında eşlerden birinin ölümü halinde mirasçılara da boşanma davasını kusur tespiti açısından devam ettirme hakkı tanınmıştır. Kanunda ki düzenleme [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanma-davasi-sirasinda-esin-olumu/">Boşanma Davası Sırasında Eşin Ölümü</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><b>BOŞANMA DAVASI SIRASINDA EŞLERDEN BİRİNİN ÖLÜMÜ HALİNDE MİRASÇILAR DAVAYA DEVAM EDEBİLİR Mİ?</b></h1>
<p>Kural olarak boşanma davası açma hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olup bizzat kullanılması gereken bir haktır. Ancak TMK m.181/2 uyarınca boşanma davasının devamı sırasında eşlerden birinin ölümü halinde mirasçılara da boşanma davasını kusur tespiti açısından devam ettirme hakkı tanınmıştır. Kanunda ki düzenleme aşağıda ki şekildedir.</p>
<p><i>TMK m. 181: (1) Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler.</i></p>
<p><i>(2) Boşanma davası devam ederken, ölen eşin mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır. Ölen eşin mirasçıları arasında zorunlu dava arkadaşlığı yoktur; mirasçıların yalnızca birinin davaya devam etmesi yeterlidir.</i></p>
<h2><b>DAVANIN DEVAMI SIRASINDA EŞLERDEN BİRİNİN ÖLÜMÜ HALİNDE MAHKEME NE YAPAR?</b></h2>
<p>Ölümle birlikte mahkeme tarafından, ölen eşin mirasçılarına davayı takip edip etmeyeceklerinin sorulması amacıyla tebligat çıkarılır.</p>
<p>Mirasçılar davaya kusur yönünden devam etmek istemezse, mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.</p>
<p>Yargılama sonucunda, sağ kalan eşin kusurlu olduğu yönünde karar verilirse, sağ kalan eş, ölen eşin mirasçısı olamaz</p>
<p>Mahkemece sağ kalan eşin kusurlu olmadığı yönünde hüküm kurulursa, sağ kalan eş, ölen eşin mirasçısı olabilecektir.</p>
<h2><b>MİRASÇILARIN HEP BİRLİKTE HAREKET ETMESİ GEREKİR Mİ?</b></h2>
<p>Sağ kalan eşin kusurlu olup olmadığının tespitini mirasçılardan sadece birinin istemesi yeterli olup tüm mirasçıların birlikte hareket etme zorunluluğu yoktur.</p>
<h2><b>SAĞ KALAN EŞİN KUSURU NASIL İSPAT EDİLİR?</b></h2>
<p>Boşanma davası sırasında eşlerden biri vefat ederse, ölen eşin mirasçıları davayı kaldığı yerden devam ettirecektir. Yani ölüm, dilekçeler aşaması ve delil sunma aşaması bittikten sonra gerçekleşmişse mirasçılar yeniden delil sunamazlar. Ancak ölen eş tarafından sunulan delillerin toplanmasını talep edebilirler. Ancak ölüm, henüz delillerin sunulmasından önce gerçekleşmişse mirasçılar delil ve tanık ismi bildirebilecektir.</p>
<h2><b>MAHKEME NASIL KARAR VERİR?</b></h2>
<p>Mirasçıların devam ettiği davanın sonunda mahkeme, “evlilik ölümle sonuçlandığından boşanma konusunda karar verilmesine yer olmadığına”, sağ kalan eşin kusurlu olduğunun ispatı halinde “sağ kalan eşin kusurlu olduğuna” kusurun ispat edilememesi halinde ise “sağ kalan eşin kusuru bulunmadığının tespitine” karar verecektir.</p>
<h2><b>ÖRNEK YARGITAY KARARI</b></h2>
<p><i>Nüfus kaydına göre, davacı erkek &#8230;’in kadının temyiz başvurusundan sonra, hüküm henüz kesinleşmeden (11.05.2022 tarihinde) öldüğü anlaşılmaktadır. Bu halde evlilik ölümle sona ermiş, boşanma davası konusuz kalmıştır. Bu itibarla; boşanma yönünden karar verilmesine yer olmadığına ve sağ kalan eşin kusurunun tespiti yönünden de, davacı erkek mirasçılarına TMK m. 181/2. maddesi uyarınca sağ kalan eşin kusurunun tespiti bakımından davaya devam edip etmeyecekleri sorularak sonucu uyarınca karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. YARGITAY 2. HD<span class="Apple-converted-space"> </span></i><i>2022/2809 E, 2022/5043K)</i></p><p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanma-davasi-sirasinda-esin-olumu/">Boşanma Davası Sırasında Eşin Ölümü</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bosanma-davasi-sirasinda-esin-olumu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Unutulma Hakkı Nedir?</title>
		<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/unutulma-hakki-nedir/</link>
					<comments>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/unutulma-hakki-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[efe]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Mar 2024 21:02:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aykuthukukdanismanlik.com/?p=1017</guid>

					<description><![CDATA[<p>UNUTULMA HAKKI NEDİR?  Günümüzde herhangi bir kişi hakkında bilgi alabilmek için arama motoruna o kişinin isminin yazılmasıyla bir çok bilgiye ulaşmak mümkün. Bu kapsamda kişinin geçmişte paylaştığı bir fotoğrafa, hakkında yazılan bir içeriğe kolayca erişilebilmektedir. Böylelikle kişinin bilinmesini istemediği deneyimleri geride bırakması ve geleceğini bu bilgilerden bağımsız olarak şekillendirmesi gitgide zorlaşmaya başlamıştır. Bu endişelerin neticesinde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/unutulma-hakki-nedir/">Unutulma Hakkı Nedir?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><b>UNUTULMA HAKKI NEDİR?<span class="Apple-converted-space"> </span></b></h1>
<p>Günümüzde herhangi bir kişi hakkında bilgi alabilmek için arama motoruna o kişinin isminin yazılmasıyla bir çok bilgiye ulaşmak mümkün. Bu kapsamda kişinin geçmişte paylaştığı bir fotoğrafa, hakkında yazılan bir içeriğe kolayca erişilebilmektedir. Böylelikle kişinin bilinmesini istemediği deneyimleri geride bırakması ve geleceğini bu bilgilerden bağımsız olarak şekillendirmesi gitgide zorlaşmaya başlamıştır. Bu endişelerin neticesinde düzenlenmesine ihtiyaç duyulan “Unutulma hakkı”, dijital hafızada yer alan bireylere ait rahatsız edici her türlü kişisel içeriğin, yine bireylerin talebi üzerine bir daha geri getirilemeyecek biçimde ortadan kaldırılması silinmesi olarak tanımlanmıştır. Kişisel içerik, yazı, görüntü veya ses gibi çeşitli formatlarda olabilecektir.</p>
<p>Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/6/2015 tarihli ve E.2014/4-56, K.2015/1679 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir :</p>
<p>“…Unutulma hakkına gelince; unutulma hakkı ve bununla ilişkili olan gerektiği ölçüde ve en kısa süreliğine kişisel verilerin depolanması veya tutulması konuları, aslında kişisel verilerin korunması hakkının çatısını oluşturmaktadır. Her iki hakkın temelinde bireyin kişisel verileri üzerinde serbestçe tasarruf edebilmesini, geçmişin engeline takılmaksızın geleceğe yönelik plan yapabilmesini, kişisel verilerin kişi aleyhine kullanılmasının engellenmesini sağlamak yatmaktadır. Unutulma hakkı ile geçmişinde kendi iradesi ile veya üçüncü kişinin neden olduğu bir olay nedeni ile kişinin geleceğinin olumsuz bir şekilde etkilenmesinin engellenmesi sağlanmaktadır. Bireyin geçmişinde yaşadığı olumsuz etkilerden kurtularak geleceğini şekillendirebilmesi bireyin yararına olduğu gibi toplumun kalitesinin gelişmişlik seviyesinin yükselmesine etkisi de tartışılmazdır.</p>
<p><b>Unutulma hakkı; üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini isteme hakkı olarak ifade edilebilir…”</b></p>
<p>Ülkemizde 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun”a ek olarak, 1 Ekim 2020 tarihinde yürürlüğe giren 7253 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile unutulma hakkı düzenlenmiştir. Yapılan düzenleme ile, “internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik hakları ihlal edilenlerin talep etmesi durumunda hâkim tarafından, başvuranın adının bu madde kapsamındaki karara konu internet adresleri ile ilişkilendirilmemesine karar verilebilir. Kararda, Birlik tarafından hangi arama motorlarına bildirim yapılacağı gösterilir.” maddesi eklenmiştir.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<h2><b>İNTERNET HABERİNİN UNUTULMA HAKKI KAPSAMINDA İNTERNET’TEN ÇIKARILABİLMESİ İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR NELERDİR?</b></h2>
<p>-Yayının içeriğinin ne olduğu</p>
<p>-Yayında haberin veya içeriğin<span class="Apple-converted-space">  </span>kaldığı süre</p>
<p>-Olayın güncelliğini yitirip yitirmediği, (Unutulma hakkının ileri sürülebilmesi için olay güncelliğini yitirmiş olmalıdır.)</p>
<p>-Tarihsel bir veri olarak kabul edilememe,</p>
<p>-Kamu yararına katkısı ,toplumsal açıdan haberin değeri, haberin geleceğe ışık tutan niteliği (Unutulma hakkının ileri sürülebilmesi için haberin internette bulunmasında hiçbir şekilde kamu yararı bulunmamalıdır.)</p>
<p>-Habere konu kişinin siyasetçi veya ünlü olup olmadığı,</p>
<p>-Haber veya makalenin konusu, bu bağlamda haberin olgusal gerçekler ya da değer yargısı içerip içermediği, halkın ilgili veriye yönelik ilgisi gibi hususların her somut olay açısından incelenmesi gerekmektedir.</p>
<h2><b>ERİŞİMİN ENGELLENMESİ VEYA İÇERİĞİN ÇIKARILMASINA KARAR VERECEK YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEME HANGİSİDİR?</b></h2>
<p>1. Görevli Mahkeme: Unutulma hakkı nedeniyle internetten içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi kararını vermeye görevli mahkeme, Sulh Ceza Hakimliği’dir (5651 sayılı kanun m.9/1).</p>
<p>2. Yetkili Mahkeme: Unutulma hakkı nedeniyle içeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesi kararı vermeye yetkili Sulh Ceza Hakimlikleri şunlardır:</p>
<p>İnternet sitesinin Türkiye’de bilinen bir merkez adresi varsa, bu adresteki Sulh Ceza Hakimliği içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi kararı vermeye yetkilidir.</p>
<p>Mağdurun yerleşim yeri ve oturduğu yer Sulh Ceza Hakimliği de içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi kararı vermeye yetkilidir (5271 sayılı CMK m.12/5).</p>
<h3><b>ÖRNEK YARGITAY KARARI</b></h3>
<p><i>Yukarıdaki açıklamalar ışığında kanun yararına bozmaya konu dosyadaki somut olay değerlendirildiğinde;</i></p>
<p><i>www.sabah.com.tr adlı internet sitesinde yer alan 08.06.2016 tarihli &#8216;Av. &#8230; ağır cezalık&#8217; başlıklı haberde; başvuran avukatın, vekili olduğu şirketin müşteri portföyünü gizlice ele geçirip bu kişilerden aldığı vekaletnamelerle eskiden vekili olduğu şirket aleyhine davalar açtığı iddiasıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu&#8217;na aykırılık suçundan Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı yönünde bilgiler verildiği görülmektedir.</i></p>
<p><i>Başvuranın 11.12.2019 tarihli dilekçesinde, açılan davanın beraatle sonuçlandığı ve kararın ilgili Bölge Adliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan denetim sonucu kesinleştiği, hakkında internet sitesinde halen erişime açık olan haberin güncelliğini yitirdiği, herkesin erişimine açık olan bu bilgilerin &#8216;unutulma hakkı&#8217; gereği kişilik haklarını da ihlal eder bir hal aldığından bahisle erişimin engellenmesini talep ettiği; ancak talebin Sulh Ceza Hakimliğince kişilik hakkını ihlal eder bir haber olmadığı gibi başvuranın çekişmeli yargıya başvurarak koruma tedbiri isteyebileceği gerekçesiyle reddedildiği, yapılan itirazın da reddedilerek bu kararın da kesinleştiği anlaşılmıştır.</i></p>
<p><i>Yukarıda yazılı genel kuralların, somut uyuşmazlığa uygulanmasına gelince;</i></p>
<p><i>&#8211; Başvuruya konu haberin konusu olan avukatın topluma örnek nitelikte bir meslek sahibi olduğu, yerel ölçekte tanınan bir kişiliği olduğu, hakkında açılan kamu davasının toplumun ilgisini çekebilecek nitelikte olduğu, haberde anlatılanların haber değeri taşıdığı,</i></p>
<p><i>&#8211; Başvuran hakkında yapılan yayın içeriğinin o tarihte (08.12.2016) gerçek bilgilere dayalı olarak yapıldığı ve kamu yararına katkı sunduğu, kişilik haklarını ihlal etmediği, dolayısıyla basın özgürlüğü çerçevesinde kaldığı,</i></p>
<p><i>&#8211; Haberin başvuru tarihine kadar geçen 4 yıla yakın süre yayında kaldığı, ancak bu sürenin unutulma hakkı kapsamında kişilik haklarına aykırılık doğurması için uzun bir süre olma</i></p><p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/unutulma-hakki-nedir/">Unutulma Hakkı Nedir?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/unutulma-hakki-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
