<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kira &amp; Kat Mülkiyeti ve Gayrimenkul Hukuku - Aykut Hukuk Danışmanlık</title>
	<atom:link href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/k/kira-kat-mulkiyeti-ve-gayrimenkul-hukuku/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 25 Apr 2025 19:28:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2023/06/favicon.png</url>
	<title>Kira &amp; Kat Mülkiyeti ve Gayrimenkul Hukuku - Aykut Hukuk Danışmanlık</title>
	<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tahliye Taahhüdünün Geçerli Olması İçin Gerekli Şartlar Nelerdir?</title>
		<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tahliye-taahhudunun-gecerli-olmasi-icin-gerekli-sartlar-nelerdir/</link>
					<comments>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tahliye-taahhudunun-gecerli-olmasi-icin-gerekli-sartlar-nelerdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[efe]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jan 2025 10:05:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kira & Kat Mülkiyeti ve Gayrimenkul Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aykuthukukdanismanlik.com/?p=1070</guid>

					<description><![CDATA[<p>TAHLİYE TAAHHÜDÜNÜN GEÇERLİ OLMASI İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR NELERDİR? a) Tahliye taahhüdü yazılı olmalıdır. TBK md. 352/1 hükmümde de açıkça belirtildiği üzere; tahliye taahhütnamesinin yazılı olması gerekmektedir. Sözlü tahliye taahhüdüne dayalı olarak kiracının tahliyesinin talep edilebilmesi mümkün değildir. Söz konusu yazılı belgenin adi yazılı şekilde yapılması yeterli olup noterlikçe düzenlenmesi ya da noterlikte onaylatılması şart değildir. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tahliye-taahhudunun-gecerli-olmasi-icin-gerekli-sartlar-nelerdir/">Tahliye Taahhüdünün Geçerli Olması İçin Gerekli Şartlar Nelerdir?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #993366;">TAHLİYE TAAHHÜDÜNÜN GEÇERLİ OLMASI İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR NELERDİR?</span></h1>
<h3><span style="color: #993366;">a) Tahliye taahhüdü yazılı olmalıdır.</span></h3>
<p><span style="color: #993366;">TBK md. 352/1 hükmümde de açıkça belirtildiği üzere; tahliye taahhütnamesinin yazılı olması gerekmektedir. Sözlü tahliye taahhüdüne dayalı olarak kiracının tahliyesinin talep edilebilmesi mümkün değildir. Söz konusu yazılı belgenin adi yazılı şekilde yapılması yeterli olup noterlikçe düzenlenmesi ya da noterlikte onaylatılması şart değildir. Ancak tahliye taahhüdünün noter tarafından düzenlenmesi ya da onaylanması kiralayana ispat kolaylığı sağlayacaktır. Taahhüt içeriğinde kiracı ismi, kiralanan yer ve adresi, kiraya verenin ismi ve tahliye tarih bilgilerinin net olarak yazılmış ve açıkça anlaşılır olması yeterlidir.</span></p>
<h3><span style="color: #993366;">b) Tahliye taahhüdü kiracı veya yetkili temsilcisi tarafından verilmelidir.</span></h3>
<p><span style="color: #993366;">Yazılı tahliye taahhüdünün geçerliliği açısından taahhütte bulunan kişi önemlidir. Kiracı dışında, aynı konutu veya işyerini kullanan kişilerin kendi başlarına verecekleri yazılı tahliye taahhüdü geçerli olmayacaktır.</span></p>
<p><span style="color: #993366;">Birden fazla kiracının bulunduğu sözleşmelerde ise taahhüdün bütün kiracılar tarafından verilmesi taahhüdün geçerliliği için zorunludur. Fakat kira sözleşmesinde kiracılardan birine yazılı tahliye taahhüdünde bulunabilmesi için yetki verilmişse bu halde yetki verilen kiracı tarafından taahhütte bulunulması yeterlidir.</span></p>
<p><span style="color: #993366;">Kiracının bir tüzel kişi olduğu durumlarda yazılı tahliye taahhüdünün tüzel kişinin yetkili organ ya da temsilcileri vasıtasıyla verilmiş olması yeterlidir. Tüzel kişiyi temsil yetkisi olmayan kişilerin vermiş oldukları tahliye taahhütleri geçersizdir.</span></p>
<h3><span style="color: #993366;">c) Tahliye taahhüdü belli bir tarih içermelidir.</span></h3>
<p><span style="color: #993366;">Tahliye taahhüdünde mutlaka tahliye tarihinin belirtilmesi gerekir. Belirlenen tarihin açık ve net olması gerekmektedir. Kira süresinin bitiminden önceki ya da sonraki bir tarih kiracı ile kiraya veren arasında tahliye tarihi olarak belirlenebilir.</span></p>
<h3><span style="color: #993366;">d) Tahliye taahhüdü kiralanın tesliminden sonra hazırlanmış olmalıdır.</span></h3>
<p><span style="color: #993366;">Tahliye taahhütnamesi her ne kadar akdin zayıf tarafını korumanın aksine bir hüküm gibi görünse de kanun koyucu bu geçerlilik şartını tamamen akdin zayıf tarafını korumak amaçlı getirmiştir. Bunun nedeni ise kiracının kira sözleşmesinin kurulması aşamasında serbest iradesiyle böyle bir taahhüt veremeyeceği düşüncesidir. Bu sebeple kira sözleşmesi ile beraber hazırlanan taahhüdün geçerliliği bulunmamaktadır. Taahhüt belgesinde tanzim (düzenleme) tarihi ve tahliye tarihinin ayrı ayrı belirtilmesi gerektiği de bu şart kapsamında açıkça anlaşılmaktadır. Ancak kiracının, kira ilişkisi kurulmadan ya da kira ilişkisi kurulurken alındığı iddia edilen tahliye taahhüdünün geçersiz olduğunun yazılı delil ile ispat etmesi zorunludur.</span></p><p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tahliye-taahhudunun-gecerli-olmasi-icin-gerekli-sartlar-nelerdir/">Tahliye Taahhüdünün Geçerli Olması İçin Gerekli Şartlar Nelerdir?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tahliye-taahhudunun-gecerli-olmasi-icin-gerekli-sartlar-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geçit Hakkı Nedir?</title>
		<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/gecit-hakki-nedir/</link>
					<comments>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/gecit-hakki-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[efe]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jan 2024 09:03:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kira & Kat Mülkiyeti ve Gayrimenkul Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aykuthukukdanismanlik.com/?p=994</guid>

					<description><![CDATA[<p>GEÇİT HAKKI NEDİR? Geçit hakkı, komşuluk hukukundan kaynaklanan bir irtifak hakkı olup TMK .747. maddede düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanununun da ki düzenleme aşağıdaki şekildedir. &#8216;Zorunlu geçit&#8217; başlıklı TMK 747. Madde: &#8216;Taşınmazından genel yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan malik, tam bir bedel karşılığında bir geçit hakkı tanınmasını komşularından isteyebilir. Bu hak, ilk önce kendisinden bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/gecit-hakki-nedir/">Geçit Hakkı Nedir?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><b>GEÇİT HAKKI NEDİR?</b></h1>
<p>Geçit hakkı, komşuluk hukukundan kaynaklanan bir irtifak hakkı olup TMK .747. maddede düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanununun da ki düzenleme aşağıdaki şekildedir.</p>
<p>&#8216;Zorunlu geçit&#8217; başlıklı TMK 747. Madde:</p>
<p>&#8216;Taşınmazından genel yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan malik, tam bir bedel karşılığında bir geçit hakkı tanınmasını komşularından isteyebilir.</p>
<p>Bu hak, ilk önce kendisinden bu geçidin istenmesi önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun düşen komşuya karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana karşı kullanılır.</p>
<p>Zorunlu geçit iki tarafın menfaati gözetilerek belirlenir.&#8217;</p>
<p>&#8216;Diğer geçit hakları&#8217; başlıklı TMK 748. Madde:</p>
<p>&#8216;Taşınmaz malikinin taşınmazını işletme veya iyileştirme ya da taşınmazı üzerinde yapı yapma amacıyla komşu taşınmaza geçici olarak girme hakkı ile tarla yolu, hayvan sulama yolu, kış geçidi, tomruk kaydırma yolu ve oluğu ve bunlara benzer diğer geçitler özel kanun hükümlerine tâbidir.</p>
<p>Özel kanun hükmü yoksa yerel âdet uygulanır.</p>
<p>Doğrudan doğruya kanundan kaynaklanan geçit hakları, tapu kütüğüne tescil edilmeksizin doğar. Ancak, bunlardan sürekli nitelikte olanlar beyanlar sütununda gösterilir.&#8217;</p>
<p>Bu düzenlemeye göre geçit hakkı; yola bağlantısı olmayan veya yola çıkmak için yeterli alanı olmayan taşınmaz malikinin, komşu taşınmaz maliklerinin birinin veya bir kaçının taşınmazı üzerinde, mahkeme kararıyla bir bedel karşılığında tanınan ayni haktır.</p>
<p>Geçit hakkı, komşular arasında sözleşme ile kurulabileceği gibi dava yoluyla da kurulabilir.</p>
<h2><b><span class='Apple-converted-space'> </span>GEÇİT HAKKI DAVASININ ŞARTLARI NELERDİR?</b></h2>
<p>-Geçit irtifakı kurulmasının talep edilebilmesi için bazı koşulların varlığı aranmaktadır. Kanun maddesinde açıkça ifade edildiği üzere:<span class='Apple-converted-space'> </span></p>
<p>-Talepte bulunacak kişinin geçit irtifakından yararlanacak taşınmazın maliki olması,</p>
<p>-Komşusundan geçit hakkı talebinde bulunacak olan malikin taşınmazından ana yola geçiş bulunmaması veya bir geçiş bulunmaktaysa da mevcut ihtiyacı karşılamıyor olması,</p>
<p>-Taşınmaza ilişkin olarak geçit hakkı tanınmasının zorunlu olması , objektif kıstaslar dikkate alındığında gereklilik mevcut bulunması,</p>
<p>&#8211; Yükümlü taşınmaz malikine geçit bedeli ödenmesi</p>
<h2><b>GEÇİT HAKKI BELİRLENİRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR NELERDİR?</b><span class='Apple-converted-space'> </span></h2>
<p>Yargıtay kararlarında bu husus aşağıda ki şekilde açıklanmış olup uygulamada da bu kriterler dikkate alınmaktadır.</p>
<p>Türk Medeni Kanununun 747/2. maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.</p>
<p>Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.</p>
<h2><b>GEÇİT BEDELİ NASIL BELİRLENİR?</b></h2>
<p><span class='Apple-converted-space'> </span>Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılması da gerekir.</p>
<h2><b>GEÇİT HAKKI DAVASININ TARAFLARI KİMLERDİR?</b></h2>
<p>Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur</p>
<p>Geçit hakkı<span class='Apple-converted-space'>  </span>davalarında mahkemece yapılan keşif sonrası dava dilekçesinde belirtilen taşınmazların dışında başka taşınmazlardan da geçit kurulması gerekirse bu taşınmaz malikleri de davaya dahil edilecektir.<span class='Apple-converted-space'> </span></p>
<h2><b>GEÇİT HAKKI DAVASINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME NERESİDİR?</b></h2>
<p>Geçit hakkı davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.</p>
<h2><b>GEÇİT HAKKI DAVASINDA YARGILAMA GİDERİ KİME AİTTİR?</b><span class='Apple-converted-space'> </span></h2>
<p>Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır. Yani davacı vekiline vekalet ücreti takdir edilmez.</p>
<h2><b>ÖRNEK YARGITAY KARARI</b></h2>
<p><span class='Apple-converted-space'> </span>14. Hukuk Dairesi 2016/9422 E., 2019/2653 K.</p>
<p>K A R A R</p>
<p>Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.</p>
<p>Davacı, maliki olduğu &#8230; İli, Merkez İlçesi, 257 ada 10 parsel sayılı taşınmazın genel yola bağlantısının bulunmadığını ileri sürerek en uygun yerden geçit hakkı kurulmasını talep etmiştir.</p>
<p>Davalı &#8230;, 257 ada 4 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olduğunu, davacının bedeli karşılığında taşınmazdan geçebileceğini beyan etmiştir.</p>
<p>Davalı &#8230; vekili, müvekkilinin 257 ada 12 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, geçit hakkı tesisine 12 parsel sayılı taşınmazdan daha uygun alternatifler bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>
<p>Mahkemece, davanın kabulüne, 257 ada 10 parselde bulunan taşınmaz lehine kadastro bilirkişisinin 29.09.2015 havale tarihli rapor ve krokisinde 1. alternatif yol olarak belirtilen yerden, davalılara ait 257 ada 12 ve 4 numaralı parsel sayılı taşınmazlardan kırmızı ve mavi renkle çizili yerden geçit hakkı tesisine, geçit hakkının tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.</p>
<p>Hükmü, davalı &#8230; vekili temyiz etmiştir.</p>
<p>Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine &#8216;mutlak geçit ihtiyacı&#8217; veya &#8216;geçit yoksunluğu&#8217;, ikincisine de &#8216;nispi geçit ihtiyacı&#8217; ya da &#8216;geçit yetersizliği&#8217; denilmektedir.</p>
<p>Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.</p>
<p>Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nin 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.</p>
<p>Türk Medeni Kanununun 747/2. maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.</p>
<p>Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.</p>
<p>Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.</p>
<p>Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün &#8216;İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili&#8217; başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir.</p>
<p>Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.</p>
<p>Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olaya gelince; mahkemece yapılan keşif sonucu alınan 29.09.2015 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda 1. alternatif olarak gösterilen yerden 257 ada 10 parsel sayılı taşınmaz lehine 257 ada 12 ve 4 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı tesisine karar verilmiş ise de hükme esas teşkil eden krokiden geçit hakkının hangi yola bağlandığı anlaşılamamaktadır. Ayrıca aleyhine geçit hakkı tesis edilen 257 ada 12 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 5215,91 metrekare olduğu, bu taşınmazın güney doğusunda bulunan 13 parsel sayılı taşınmazın 10.628,01 metrekare, 14 parsel sayılı taşınmazın ise 9.186,42 metrekare olduğu görülmüştür. Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, 13 ve 14 numaralı parsel sayılı taşınmazların malikleri usulüne uygun olarak davaya dahil edilmeli, mahallinde uzman bilirkişiler refakatiyle yeniden keşif yapılmalı, 257 ada 10 parsel sayılı taşınmaz lehine 13 ve </p><p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/gecit-hakki-nedir/">Geçit Hakkı Nedir?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/gecit-hakki-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEVRE TATİL SÖZLEŞMESİNİN UNSURLARI</title>
		<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/devre-tatil-sozlesmesi-unsurlari/</link>
					<comments>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/devre-tatil-sozlesmesi-unsurlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[efe]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Oct 2023 11:14:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kira & Kat Mülkiyeti ve Gayrimenkul Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aykuthukukdanismanlik.com/?p=960</guid>

					<description><![CDATA[<p>DEVRE TATİL SÖZLEŞMESİ Devre tatil sözleşmesi 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 50. Maddesi ve 14.01.2015 tarihli Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliğinin (m.4/d) tanımlanmıştır. Bu hükümlere göre devre tatil sözleşmesi, “bir yıldan uzun süre için kurulan ve tüketiciye bu süre zarfında birden fazla dönem için bir veya birden fazla sayıda gecelik [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/devre-tatil-sozlesmesi-unsurlari/">DEVRE TATİL SÖZLEŞMESİNİN UNSURLARI</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>DEVRE TATİL SÖZLEŞMESİ</h1>
<p>Devre tatil sözleşmesi 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 50. Maddesi ve 14.01.2015 tarihli Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliğinin (m.4/d) tanımlanmıştır. Bu hükümlere göre devre tatil sözleşmesi, “bir yıldan uzun süre için kurulan ve tüketiciye bu süre zarfında birden fazla dönem için bir veya birden fazla sayıda gecelik konaklama imkanı veren sözleşmeler” şeklinde düzenlenmiştir.</p>
<p>TKHK anlamında devre tatil sözleşmesinden bahsedilebilmesi için aranan unsurlar, (i) sözleşmenin bir yıldan daha uzun süre için kurulması, (ii) bu süre zarfında birden fazla dönem için, (iii) tüketiciye bir veya daha fazla sayıda gecelik konaklama imkânı tanınması olarak belirlenmiştir .<span class='Apple-converted-space'> </span></p>
<p>7392 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle 01/04/2022 tarihinde yürürlüğe girmek üzere 6502 sayılı yasanın 50. maddesinde değişiklikler yapılmıştır. Buna göre; “(2) (Değişik:24/3/2022-7392/8 md.) Devre tatil sözleşmeleri ile sağlanan hakkın şahsi veya ayni bir hak olması ya da devre tatil satışının finansal kiralama ile yapılması bu maddenin uygulanmasını engellemez. 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun sekizinci bölümü hükümleri kapsamında kurulan devre mülk hakkı veren sözleşmeler hariç olmak üzere, tüketicilerle mülkiyet payına bağlı ayni hak sağlayan devre tatil sözleşmesi kurulamaz. Kooperatif veya ticaret şirketi ortaklığı ya da dernek veya vakıf üyeliği suretiyle devre tatil hakkı tanınamaz. Devre tatile konu mal üzerinde ayni hak sahibi olmayanlar devre tatil satışı yapamaz.”</p>
<p>Değişiklik Kanunu ile, ön ödemeli devre mülk satışlarında, satışın kooperatif, ticaret şirketi ya da dernek veya vakıf üyeliği suretiyle yapılması yasaklanarak paravan şirketlerle tüketicinin mağdur edilmesinin önüne geçilmesini planlanmıştır. Bu kapsamda; 1 Nisan 2022 tarihinden itibaren devre mülk satışları yalnızca finansal kiralama yoluyla ve devre tatil sözleşmeleri ile yapılabilmektedir</p>
<p>Yeni düzenleme ile birlikte artık 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nu uyarınca kurulan devre mülk hakkı sözleşmeleri hariç tüketicilerle mülkiyet payına bağlı ayni hak sağlayan devre tatil sözleşmesi imzalanması yasaklanmıştır. Yine tüketiciyi korumak adına devre tatil sözleşmesine konu olan taşınmaz üzerinde ayni hak sahibi olmayanların devre tatil sözleşmesi imzalaması da yasaklanmıştır.</p>
<h1>DEVRE TATİL SÖZLEŞMESİNİN UNSURLARI<span class='Apple-converted-space'> </span></h1>
<h2>1.TARAFLAR<span class='Apple-converted-space'> </span></h2>
<p>Taraflar arasında yapılan devre tatil sözleşmeleri, tüketici işlem niteliğindedir10. Tüketici işleminin özellikleri ise özetle aşağıdaki unsurlardan oluşur : (i) Taraflardan birinin tüketici olması gerekir, (ii) Taraflardan birinin ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden kişiler olması gerekir, (iii) Bir mal edinme veya bir malı kullanma yahut bir hizmetten yararlanma edimlerinden en az birini içermelidir. Tüketici işleminin tanımı doğrultusunda bu işlemin taraflarından birinin mutlaka tüketici olması gerekir. Karşı taraf ise sağlayıcı olmalıdır. Devre tatil sözleşmelerinin iki tüketici ya da iki sağlayıcı arasında yapıldığı durumlarda, sözleşme niteliği itibari ile tüketici işlemi sayılmaz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 30.09.2020 Tarih 2016/17076 E., 2020/ 5660 K. Sayılı ilamında; “…Dava, davalı yükleniciden temlik alınan kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.<span class='Apple-converted-space'> </span></p>
<p>28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsamaktadır. Konut satış sözleşmeleri ile devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri de kanun kapsamına alınmıştır. 6502 sayılı Kanunun 73. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı Yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bu hukuki işlemin 6502 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Somut olayda davacı, davalıdan iki adet daire satın aldığını ve bedelinin ödediğini, ancak tapularının verilmediğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminatın tahsilini istemiş, mahkemece davacının iki adet daire satın alması sebebiyle tüketici kabul edilemeyeceği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de, sadece satın alınan dairenin sayısı dikkate alınarak davacının tüketici kabul edilmemesi yerinde değildir. Konut alım-satımına dair uyuşmazlıkların 6502 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilmesi için tüketicinin malı satın alma amacı çok büyük önem taşımaktadır. Eldeki davada, olayın 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığı, davalının satıcı sağlayıcı, davacının ise konut amaçlı iki adet daire satın alan tüketici sıfatının bulunduğu açık olmakla davaya bakmakla Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,…” karar verilmiştir.<span class='Apple-converted-space'> </span></p>
<h2>2.SÖZLEŞMENİN SÜRESİ<span class='Apple-converted-space'> </span></h2>
<p>6502 sayılı TKHK m.50 ve Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği m.4’te devre tatil sözleşmelerinin bir yıldan uzun süre için kurulmasını aramaktadır. İlgili maddelere göre devre tatil sözleşmeleri, “bir yıldan uzun süre için kurulan&#8230;” şeklinde düzenlenmiştir. Bu sebeple, taraflar arasında yapılan devre tatil sözleşmesinin bir yıldan az olmayacak şekilde yapılması zorunludur15. 6502 sayılı TKHK’ da devre tatil sözleşmelerinin süresine ilişkin bir alt sınır düzenlenmiş ancak sözleşme süresinin üst sınırı konusunda herhangi bir düzenleme öngörülmemişti ancak, 24.03.2022 tarihinde 7392 Sayılı kanunun 8/9. Maddesi ile yapılan ve 01.04.2022 tarihinde<span class='Apple-converted-space'>  </span>yürülüğe giren değişiklik ile devre mülk hakkı veren sözleşmeler hariç olmak üzere, devre tatil sözleşmeleri en fazla on yıl için kurulabileceği hüküm altına alınmıştır.<span class='Apple-converted-space'> </span></p>
<h2>3.SÖZLEŞMENİN İÇERİK VE ŞEKİL ŞARTLARI<span class='Apple-converted-space'> </span></h2>
<p>Devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmelerine ilişkin şekil şartları temel olarak 6502 sayılı TKHK ile DTY’ de düzenlenmiştir. Söz konusu sözleşmeler, bahsi geçen mevzuatta yer almakta olan şekil şartlarını içermelidir. Bu bağlamda, 6502 sayılı TKHK ve DTY’ ye göre devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri; (i) yazılı olması, (iii) sağlayıcı tarafından bir ön bilgilendirme formunun sunulmasının zorunlu olması, (iv) tarih ve imza bulundurması, (v) sorumsuzluk kaydının bulunması, hususlarının tümünü barındırmalıdır. Aksi taktirde geçersiz sayılırlar. 6502 Sayılı Kanun m. 50/4 gereğince, “Devre tatil sözleşmeleri, uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri, değişim sözleşmeleri ve satıcı veya sağlayıcının devre tatil veya uzun süreli tatil hizmetinin alınıp satılması yeniden satış sözleşmelerinin kurulmasından en az bir gün önce, Bakanlıkça belirlenen hususları içeren ön bilgilendirme formunun tüketiciye verilmesi zorunludur.” Ön bilgilendirme formunun şekil şartı ve zorunlu unsurları, Ticaret Bakanlığı tarafından çıkarılan DTY m. 5’te düzenlenmiştir. Buna göre; ön bilgilendirme formu, en az on iki punto büyüklüğünde yazı ile yazılmış, anlaşılabilir bir dilde, açık, sade ve okunabilir şekilde düzenlenmiş olmalıdır. Bu sözleşmelerde satıcı/sağlayıcı, tüketicinin kendi el yazısıyla sözleşme tarihini yazmasını ve de sözleşmeyi imzalamasını sağlamakla yükümlüdür. Fakat mesafeli satış yöntemiyle kurulan sözleşmeler bu hükümden müstesnadır. Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin “sorumsuzluk kaydı” başlıklı kısmında belirtildiği üzere “Sözleşme metninde veya müstakil herhangi bir belgede yer alan ve tüketicinin bu Yönetmelikten kaynaklanan haklarını kullanmaktan feragat ettiğine veya satıcı veya sağlayıcının yükümlülüklerini sınırladığına ya da ortadan kaldırdığına dair kayıtlar geçersizdir” hükmü ile sorumsuzluk kaydı unsuru düzenlenmiştir .<span class='Apple-converted-space'> </span></p>
<p>DTY m. 5’ te yazılı sözleşmede bulunması öngörülen diğer zorunlu unsurlar da belirtilmiştir. İlgili hüküm uyarınca, ön bilgilendirme formunda yer alacak olan bilgilerin ilaveten, tüketicinin ad ve soyadı, iletişim bilgileri, açık adresi, tarafların sözleşmeyi imzaladığı yer ile sözleşmenin imzalandığı tarih bilgilerinin sözleşmede yer alması zorunludur. Ayrıca, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi de zorunludur. İlgili sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye teslim edildiği hususunu ispatla mükellef olan taraf satıcı/sağlayıcıdır. Devre tatil ve uzun süreli tatil hizmetlerinden doğan sözleşmelerinden doğan tatil haklarının mevzuatta öngörülen şekle aykırı olmasına ilişkin hukuki sonuçlar DTY’ de düzenlenmiştir. Söz konusu yönetmelikteki m. 10 gereğince aynı yönetmeliğin altıncı maddesine aykırı olarak düzenlenmiş olan bir sözleşme söz konusu olduğunda, tüketici on dört günlük cayma hakkı süresi ile bağlı olmayacaktır.<span class='Apple-converted-space'> </span></p>
<p>Şekle aykırılık sebebi ile cayma hakkı süresinin sona erdiği tarihten itibaren üzere bir yıl süre ile uzayacaktır. Bu bir yıllık süre içerisinde söz konusu şekle aykırılık düzeltilmezse, 14 günlük süre ilgili şekle aykırılığın yerine getirildiği tarih itibariyle işlemeye başlayacaktır.<span class='Apple-converted-space'> </span></p>
<h2>3. DEVRE TATİL SÖZLEŞMESİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ<span class='Apple-converted-space'> </span></h2>
<p>Devre tatil sözleşmelerinin temelinde ödenen belli bir bedel karşılığında, sözleşme süresince yararlanılan konaklama ve tatil hizmetleri bulunur. Bu doğrultuda, devre tatil hakkına sahip kişinin bedel ödeme borcu bulunurken, devre tatil sağlayıcısının da devre tatile konu tesislere bakma, onarma, işletme, sözleşmede belirlenen devre sürelerinde konaklama imkanı sunma ve devre tatil hak sahibi kişiye adeta bir otel hizmeti veriyormuş gibi yemek, sosyal aktiviteler, temizlik gibi borçları bulunur. Görüldüğü üzere, devre tatil sözleşmelerinde hizmet unsuru daha ön plandadır.</p>
<p>Devre tatil sözleşmeleri, kanunda düzenlenmiş sözleşme unsurlarından azami ölçüde yararlanılarak oluşturulur. Ancak birleştirme şeklinin kanuni düzenlemelerden farklı olduğu görülmektedir. Bu sebepten dolayı öğretide ağırlıklı olarak devre tatil sözleşmelerinin isimsiz sözleşmelerin bir türü olan karma sözleşmeler sınıfına girdiği kabul edilmektedir. Nitekim, Yargıtay’ın da devre tatil sözleşmelerinin karma sözleşme olduğu yönünde kararları bulunmaktadır.<span class='Apple-converted-space'> </span></p>
<p>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 27.05.2021 Tarih, 2017/2517 E. , 2021/628 K. Sayılı İlamı ;</p>
<p>“Dünya turizm sektöründe “Timeshare” olarak adlandırılan ve son yıllarda önemli bir yükseliş göstererek turizm sektörünün ulusal ve uluslararası seviyede dinamik bir alanını oluşturan “devreli tatil sistemleri” ülkemizde daha çok, sıkı koşullara (şekil, taşınmazın niteliği vb.) bağlı, sahibine aynî hak sağlayan “devre mülk sözleşmeleri” ve devre mülk sözleşmelerine göre daha kolay hayata geçirilen ve fakat yalnızca şahsî hak doğuran “devre tatil sözleşmeleri” şeklinde uygulanmaktadır.<span class='Apple-c
</p><p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/devre-tatil-sozlesmesi-unsurlari/">DEVRE TATİL SÖZLEŞMESİNİN UNSURLARI</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/devre-tatil-sozlesmesi-unsurlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İpotek ve Diğer Taşınmaz Türleri Arasındaki Farklar</title>
		<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/ipotek-ve-diger-tasinmaz-turleri-arasindaki-farklar/</link>
					<comments>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/ipotek-ve-diger-tasinmaz-turleri-arasindaki-farklar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[efe]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Aug 2023 17:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kira & Kat Mülkiyeti ve Gayrimenkul Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aykuthukukdanismanlik.com/?p=947</guid>

					<description><![CDATA[<p>İPOTEK VE DİĞER TAŞINMAZ TÜRLERİ ARASINDAKİ FARKLAR İpotek alacak hakkını güvence altına alan, taşınmazın değerine yönelik sınırlı bir ayni haktır. Alacak miktarının belli olmaması halinde ise teminat altına alınması gereken alacağın üst sınırının belirlenmesi yolu ile ipotek kurulmaktadır. İpotekli borç senetleri ve irat senetleri ise, kesin bir para borcu ikrarını ihtiva ettikleri için muayyen bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/ipotek-ve-diger-tasinmaz-turleri-arasindaki-farklar/">İpotek ve Diğer Taşınmaz Türleri Arasındaki Farklar</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>İPOTEK VE DİĞER TAŞINMAZ TÜRLERİ ARASINDAKİ FARKLAR</h1>
<p>İpotek alacak hakkını güvence altına alan, taşınmazın değerine yönelik sınırlı bir ayni haktır. Alacak miktarının belli olmaması halinde ise teminat altına alınması gereken alacağın üst sınırının belirlenmesi yolu ile ipotek kurulmaktadır. İpotekli borç senetleri ve irat senetleri ise, kesin bir para borcu ikrarını ihtiva ettikleri için muayyen bir bedelin senet üzerinde gösterilmesi zorunludur. Bu bakımdan seri halinde çıkarılmış olsun veya olmasınlar, bu tür senetlerde nominal bir değer bulunmak zorundadır.</p>
<p>İpotek, kıymetli evrak niteliğindeki senetlere bağlanmaz. Aslında ipoteğin bu özelliği, ipoteğin alacağa bağlı fer’i bir hak olmasının ve mahiyeti gereği arazinin değerini tedavül ettirme görevinin bulunmamasından kaynaklıdır. Bilindiği üzere, ipotek tescille doğar. Bu tescilin yapıldığına dair tapu memuru tarafından resmi bir şekilde alacaklıya bir belge teslim edilir. İpotek belgesi, sadece ipoteğin varlığına dair karine oluşturur yoksa alacağı ispat eden bir senet değildir. Başka bir ifadeyle, ipotek beyanı sadece alacağı güvence altına alan bir ipoteğin varlığını ispat etmek için bir vasıtadır. Sonuç olarak, yapılan tescil güven ilkesine ilişkin hüküm yaratmaz. Oysa, ipotekli borç senedinde ve irat senedinde rehin kurulduğu zaman soyut bir alacak gerçekleşir. Yani, yeni bir alacağın gerçekleşmesi söz konusu olur. Bu durumda ipoteğin başka bir özelliği ortaya çıkmış olur. Zira, ipoteğin kurulması ile birlikte eski alacak varlığına devam eder ve bir değişikliğe uğramaz. Bu yüzden, ipotekte alacağın varlığını ispat etmek için ipotek belgesinin bir delil olarak başka delillerle birlikte sunulması gerekmektedir.</p>
<p>İpotek üçüncü bir şahsın borcunu temin etmek üzere de kurulabilir. İpotekli taşınmaz üzerindeki mülkiyetin edim borçlusunun tayini açısından hiçbir fonksiyonu yoktur. İpotekli borç senedi bakımından da aynı esas geçerlidir. Halbuki, irat senedi borçlusu daima teminat gösterilen taşınmazın sahibidir. Zira, irat senedi eşyaya bağlı bir borç doğurur.</p>
<p>İpotek ile ipotekli borç senedinde, borçlunun sorumluluğu sadece teminat gösterilen taşınmazla sınırlı ayni bir hak değildir, borçlunun şahsi sorumluluğuna da başvurulabilir. Ancak, ipotek üçüncü şahıs tarafından verilmişse, onun borçtan dolayı sorumluluğu bulunmaz sadece taşınmaz ile sınırlı sorumludur. Oysa, irat senedinde borçlu, taşınmazın ayni sorumluluğunun yanı sıra, şahsen sorumlu değildir.</p>
<p>İpoteğin kurulmasıyla alacak, taşınmazın değeriyle güvence altına alınmakta ve bu doğrultuda borçlunun kişisel sorumluluğu devam etmektedir. Mevcut geçerli bir alacak için kurulan ipotek, alacak bakımından hiçbir etki yaratmaz. Başka bir ifadeyle, ipotek açısından bakıldığında, ipotekli borç senedi ve irat senedinden farklı olarak borç yenilenmemektedir. Dolayısıyla, ipoteğin kurulması ile mevcut alacak ilişkisi sona ermez. İrat senedinin düzenlenmesi ile soyut bir alacak doğar ve teminat altına alınan alacak senedin yenileme etkisiyle sona erer. Bu doğrultuda eski borca ilişkin kefalet, rehin ve cezai şart gibi unsurlar etkisini kaybeder ve eski borca ilişkin def’iler iyi niyetli yeni senet alacaklısına karşı ileri sürülemezler. Ancak doğrudan doğruya tescile veya senede dayanan objektif defiler ile ehliyetsizlik itirazı yeni senet alacaklısına karşı ileri sürülebilir.</p>
<p>İpotekli borç senedi, hem kişisel sorumluluk doğuran hem de taşınmaz değerinin tedavülünü mümkün kılan bir taşınmaz rehni çeşididir. Taşınmazın değeri bağımsızlaştırılmış ve kıymetli evraka bağlanarak bu değerin tedavülü sağlanmıştır. Teminat olarak gösterilen taşınmaz, yalnızca bu senetten doğan alacağın güvencesini oluşturur. Senedin düzenlenmesi ile soyut bir alacak doğar ve teminat altına alınan temel alacak, senedin yenileme etkisi nedeniyle sona erer. İpotekli borç senedi ile taşınmazı paraya çevirme hakkı da senet zilyetliğine bağlanmakta ve en sağlam şekilde senetle birlikte tedavül etmektedir. Dolayısıyla, taşınmaz rehninde genel bir kural olan alacağa bağlılık ilkesi, ipotekli borç senedi bakımından geçerli olmayacaktır. İrat senedi ise, taşınmaz yükü karakteri taşımaktadır. Dolayısıyla, irat senedi teminatı altındaki kıymetli evraktan doğan alacağa bağlı bir hak değildir. İrat senedi hem senetten doğan soyut alacağı hem de söz konusu alacağı teminat altına alan taşınmaz rehnini kapsamaktadır. İrat senedinin diğer taşınmaz rehni çeşitlerinden farklı olarak teminat fonksiyonu yoktur. İrat senedine bağlanmış olan borç, bir eşyaya bağlı borçtur. İpotekten farklı olarak borçlu teminat teşkil eden taşınmazın mülkiyetine göre belirlenir. Dolayısıyla, irat senedi borçlusu ancak rehin konusu taşınmazın maliki olabilir. Borçlunun sorumluluğu da senette gösterilmiş olan taşınmazın değeriyle sınırlıdır. TMK’nın 903/2 madde hükmü uyarınca, üzerinde irat senedi yoluyla taşınmaz rehni kurulabilecek taşınmazlar sınırlı olarak sayılmıştır. Buna göre, irat senedinin güvencesini ancak tarım arazisi, konutlar ve üzerinde bina yapılabilecek arsalar oluşturabilecektir. İrat senedi ile taşınmaz rehni kurulabilecek taşınmazların bu şekilde sınırlamasının sebebi, irat senedinde borçlunun sorumluluğunun taşınmazın değeri ile sınırlı olması, başka bir ifadeyle borçlunun kişisel sorumluluğunun bulunmamasıdır.</p>
<p>İpotekli borç senedi ve irat senedi, tek taraflı olarak malikin talebi ile malik adına veya hamiline kurulabilir. Tedavüle elverişli olan taşınmaz rehni türleri, temel borç ilişkisinden aridirler. Rehin sözleşmesinde bedelin gösterilmesi yeterlidir. Ayrıca temel borç ilişkisinin sebebinin gösterilmesine gerek yoktur. İpotek ise alacağa bağlı bir hak olup temel borç ilişkisinden ari değildir. Bu sebeple hamiline yazılamaz.</p>
<p>Rehne konu olan taşınmazın tamamen yok olması durumunda rehin hakkı ve tüm ayni haklar sona erer. Bu durumda rehin maddi ve şekli açıdan tümüyle ortadan kalkar ve tescil, tüm hukuki işlevini yitirir. Bu durumda yalnız ayni hak sona ermektedir. Yapılan terkin işlemi açıklayıcı nitelik taşımaktadır. İpotek ve ipotekli borç senedinde, rehinle güvence altına alınan alacak bakımından kişisel sorumluluk devam etmektedir. İrat senedi bakımındansa ana alacak dolayısı ile her türlü sorumluluk sona erecektir.</p>
<p>Yabancı para ipoteği, taşınmaz rehni türlerinden sadece ipotek şeklinde kurulabilmektedir. Her ne kadar TMK’nın 851’inci maddesinin ikinci fıkrasında, taşınmaz rehni ifadesi kullanılmış ise de, ipotekli borç senedi ve irat senedi üzerinde yabancı para ipoteği kurulamaz. Çünkü, ipotek dışında bulunan diğer iki taşınmaz rehni türünde tedavül fonksiyonu da yer almaktadır.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Tedavül işlevinin sonucu olarak, alacak ve rehin ilişkisi bir kıymetli evraka bağlanmakta, soyut bir alacağın varlığı söz konusu olmakta ve rehnin kurulmasına bağlı olarak temel borç ilişkisi varsa, bu ilişkiden doğan borç yenileme yoluyla sona ermektedir. Bu suretle, kıymetli evrak niteliğine senedin düzenlenmesi ile birlikte krediyi geri ödeme borcu yenileme ile son bulacağından; borcun son bulması ile birlikte yabancı para üzerinde kurulan rehin de son bulacaktır.</p>
<p>İpoteğe konu güvencenin alacak bedeli belirli değil ise söz konusu ipotek türüne üst sınır ipoteği denir. Üst sınır ipoteğinde alacak miktarının kesin belirleme söz konusu değildir. Taraflar, alacak miktarının belirli olmadığı durumda belirlilik ilkesi gereğince tüm ihtiyaçlarını karşılayacak azami güvence bedelini tapu sicilinde göstermek durumundadırlar. Üst sınır ipoteği, taşınmaz rehni türlerinden ipotekli borç senedi veya irat senedi şeklinde kurulamayacağı için sadece ipotek şeklinde kurulabilir. İpotekli borç ve irat senedinde, muhtemel alacağı ortaya çıkaran borç ilişkisinin rehnin kurulmasından sonra varlığını yitirmesidir. Diğer bir anlatımla, tedavül fonksiyonu bulunması sebebiyle alacak ve senet üzerinde mücerret borç ilişkisi vardır. Oysa, ipotek fer’i nitelikte olduğu için alacak varsa ipotek vardır.</p>
<p>Yapı alacağı ipoteğinde, kanun koyucu hakkaniyete uygun olarak TMK’nın 897’nci maddesinde yapı alacaklıları, alacaklılarını tamamen veya kısmen elde edemedikleri takdirde, elde edemedikleri kısım için belirli şartlar altında kendinden önce gelen sıradaki derecelerde bulunan ipotek hakkı sahiplerine yönelebilmeleri için maddeler ihdas etmiştir. Ön sıradaki ipotek haklarından biri temlik edilmişse yeni alacaklının iyiniyet ve kötüniyete bakılmaksızın aynı katlanma yükümlülüğü onun açısından da devam etmektedir. Zira, ipotek hakkı alacak hakkına bağlıdır. Yeni alacaklı ve devreden ön sıradaki alacaklı arasında bir hukuki durum değişikliği bulunmamaktadır. Buna karşılık, ipotekli borç senedi ve irat senedinde yeni alacaklının durumu farklıdır. Söz konusu evraklar soyut borç ikrarı içerdiği için yeni alacaklı alacağa bağlı değildir. Yeni alacaklının yalnız kötüniyeti ispat edildiğinde ona karşı yapı alacağı ipoteğinin öncelik hakkı ileri sürülebilir. Buna karşılık yapı alacaklıları bir zarara uğramışsa devreden ön dereced</p><p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/ipotek-ve-diger-tasinmaz-turleri-arasindaki-farklar/">İpotek ve Diğer Taşınmaz Türleri Arasındaki Farklar</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/ipotek-ve-diger-tasinmaz-turleri-arasindaki-farklar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Taşınır ve Taşınmaz Rehninin Benzer ve Farklı Yönleri</title>
		<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tasinir-ve-tasinmaz-rehninin-benzer-ve-farkli-yonleri/</link>
					<comments>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tasinir-ve-tasinmaz-rehninin-benzer-ve-farkli-yonleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[efe]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Aug 2023 06:20:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgilendirmeler]]></category>
		<category><![CDATA[Kira & Kat Mülkiyeti ve Gayrimenkul Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aykuthukukdanismanlik.com/?p=944</guid>

					<description><![CDATA[<p>Taşınır ve Taşınmaz Rehninin Benzer ve Farklı Yönleri Rehin ayni bir teminattır. Taşınırlar ve taşınmazlar üzerinde kurulabilmesi mümkündür. Türk Medeni Kanunu önce taşınmaz rehnini, sonra taşınır rehnini düzenlemiştir. Bu yaklaşıma göre, taşınır rehni hakkında kanunda hüküm bulunmayan hallerde taşınmaz rehnine ilişkin kuralların kıyasen uygulanacağı sonucunu doğurmaktadır. Taşınır ve taşınmaz rehninin benzer ve müşterek hükümleri olduğu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tasinir-ve-tasinmaz-rehninin-benzer-ve-farkli-yonleri/">Taşınır ve Taşınmaz Rehninin Benzer ve Farklı Yönleri</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Taşınır ve Taşınmaz Rehninin Benzer ve Farklı Yönleri</h1>
<p>Rehin ayni bir teminattır. Taşınırlar ve taşınmazlar üzerinde kurulabilmesi mümkündür. Türk Medeni Kanunu önce taşınmaz rehnini, sonra taşınır rehnini düzenlemiştir. Bu yaklaşıma göre, taşınır rehni hakkında kanunda hüküm bulunmayan hallerde taşınmaz rehnine ilişkin kuralların kıyasen uygulanacağı sonucunu doğurmaktadır. Taşınır ve taşınmaz rehninin benzer ve müşterek hükümleri olduğu gibi, farklılıkları da vardır.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Türk Medeni Kanunundaki taşınır rehnine ilişkin düzenlemeler, taşınmaz rehnine ilişkin olanlardan farklı olarak, sadece taşınabilen nesneler üzerinde değil, alacakların ve diğer hakların üzerinde rehin tesis edilmesine de olanak sağlamaktadır. Teslime bağlı taşınır rehni, Türk Medeni Kanunda düzenlenen taşınır rehni türlerindendir. Türk Medeni Kanunundaki bu rehin türüne ilişkin hükümlerin, mahiyetine uygun düştükleri ölçüde diğer taşınır rehni türleri için de tamamlayıcı hükümler olduğu kabul edilir.</p>
<p>Taşınırlar, ancak zilyetliğin alacaklıya devri suretiyle rehnedilebilir. Ancak taşınmaz rehninde böyle bir zaruret yoktur.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Rehnedilen taşınırın maliki, onun üzerinde bir art rehin kurabilir. Alacağın ödenmesi suretiyle veya başka bir sebeple rehin hakkı sona erince alacaklı, rehinli taşınırı hak sahibine geri vermekle yükümlüdür. Alacaklı, alacağının tamamını almadıkça rehinli taşınırı veya onun bir kısmını geri vermek zorunda değildir.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Taşınmaz rehninde rehin kurulması anında alacağın miktarının gösterilmesi zorunluluğu vardır. Teslime bağlı taşınır rehninde ise rehnin paraya çevrilmesi anında alacağın parayla ifade edilmesi yeterlidir</p>
<p>Rehin, aksi kararlaştırılmadıkça taşınırı ve taşınmazı eklentileriyle birlikte kapsar. Örneğin, fabrikalardaki makineler eklenti sayılır.</p>
<p>Borç ödenmezse alacaklı, alacağını rehinli taşınmazın veya taşınırın satış bedelinden elde etme hakkına sahiptir. Rehinli taşınmazın satış bedeli, alacaklılar arasında sıralarına göre dağıtılır. Aynı sırada olan alacaklılar arasında o sıraya düşen satış bedeli alacakları oranında dağıtılır.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Taşınır ve taşınmaz rehninde paylaştırma hükümleri müşterektir. Satış bedelinden masrafların çıkarılmasından sonra geriye kalan paraların paylaştırılmasında da genel haciz yolundaki hükümler uygulanır.</p>
<p>Taşınmaz rehninde alacaklıların bedel elde etme hakkı rehnin kurulduğu tarihe göre değil dereceye göre gerçekleşir. Taşınır rehninde rehnin kurulduğu tarih önemlidir. Aynı taşınır üzerinde birden çok rehin hakkı bulunduğu takdirde, alacaklılara rehin haklarının sırasına göre ödeme yapılır. Rehin hakkının sırası kuruluş tarihine göre belirlenir. Yani, daha önce kurulmuş olan bir rehin hakkı daha sonra kurulmuş olan bir rehin hakkından önceliklidir. Taşınmaz rehninde sabit dereceler ilkesi uygulanır. Taşınır rehninde böyle bir durum söz konusu değildir. Aynı taşınır üzerinde ancak şartları mevcutsa alt rehin kurulabilir. Rehnin sağladığı güvence, tescilde belirtilen rehin derecesi ile sınırlıdır. Taşınmaz rehni, sırada kendinden önce gelecek olanın miktarının tescilde belirtilmesi kaydıyla ikinci veya daha sonraki derecede de kurulabilir.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Taşınır rehninde hukuki ürünlerin teminatın kapsamına dahil olupolmadıkları hakkında kanunda bir hüküm yoktur. Genel olarak hukuki ürünlerin teminat kapsamı değerlendirilemeyecekleri kabul edilir43. Taşınmaz rehninde ise rehinli taşınmazın kiraya verilmesi halinde taşınmazın hukuksal ürün mahiyetinde olan kira bedelleri, Türk Medeni Kanunu madde 863 gereği rehnin kapsamına dahildir.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Taşınır rehninin söz konusu olabilmesi için, güvence altına alınması istenen bir alacağın mevcut olması şarttır, zira taşınır rehni de, taşınmaz rehni gibi alacağa bağlı fer’i bir haktır.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Taşınır rehni, taşınmaz rehninde olduğu gibi alacağın zamanaşımına uğramasını engellemez. Ancak, alacağın zamanaşımına uğramış olması, mevcut rehni sona erdirmez; alacaklı bu durumda da rehnin paraya çevrilmesi yoluna giderek alacağını tahsil edebilir.</p>
<p>Taşınmaz rehninde olduğu gibi taşınır rehninin süreli kurulması mümkündür. Sürenin dolması rehin hakkının sona ermesini sağlayacaktır.</p>
<p>Taşınmaz rehninde olduğu gibi taşınır rehni, taşınırın kamulaştırılması halinde sona erer.</p>
<p>Detaylı bilgi almak için bizimle <a href="http://www.aykuthukukdanismanlik.com/iletisim">iletişime</a> geçebilirsiniz.</p><p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tasinir-ve-tasinmaz-rehninin-benzer-ve-farkli-yonleri/">Taşınır ve Taşınmaz Rehninin Benzer ve Farklı Yönleri</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tasinir-ve-tasinmaz-rehninin-benzer-ve-farkli-yonleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kat Malikleri Kurulu Kararlarının İptali</title>
		<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/kat-malikleri-kurulu-kararlarinin-iptali/</link>
					<comments>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/kat-malikleri-kurulu-kararlarinin-iptali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[efe]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jul 2023 14:23:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kira & Kat Mülkiyeti ve Gayrimenkul Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aykuthukukdanismanlik.com/?p=935</guid>

					<description><![CDATA[<p>KAT MALİKLERİ KURULU NEDİR? Kat Mülkiyeti Kanunu 27. Maddeye göre “Ana gayrimenkul , kat malikleri kurulunca yönetilir ve yönetim tarzı, kanunların emredici hükümleri saklı kalmak şartıyla, bu kurul tarafından kararlaştırılır.” Bu maddeye göre kural olarak ana taşınmaz kat malikleri kurulunca yönetilir. Bu kurul, kat maliklerinden oluşan bir topluluk olup tüzel kişiliği yoktur. Ana taşınmazın yönetimiyle [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/kat-malikleri-kurulu-kararlarinin-iptali/">Kat Malikleri Kurulu Kararlarının İptali</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 class="p1">KAT MALİKLERİ KURULU NEDİR?</h1>
<p class="p1">Kat Mülkiyeti Kanunu 27. Maddeye göre “Ana gayrimenkul , kat malikleri kurulunca yönetilir ve yönetim tarzı, kanunların emredici hükümleri saklı kalmak şartıyla, bu kurul tarafından kararlaştırılır.”</p>
<p class="p1">Bu maddeye göre kural olarak ana taşınmaz kat malikleri kurulunca yönetilir. Bu kurul, kat maliklerinden oluşan bir topluluk olup tüzel kişiliği yoktur.</p>
<p class="p1">Ana taşınmazın yönetimiyle ilgili belli kararların verilmesi, belli işlerin yapılması için bir kurul oluşturulması zorunludur.</p>
<h2 class="p1">KAT MALİKLERİ KURULU TOPLANTISI NASIL YAPILIR?</h2>
<p class="p1">Kat malikleri kurulu toplantısının nasıl ve ne zaman yapılacağı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 29. Maddesinde düzenlenmiştir. Kat malikleri kurulu toplantıları çoğu zaman yasada öngörülen yönteme uyularak yapılmadığından bu kararların iptali gündeme gelmektedir. Bu nedenle yapılan toplantıların usulüne uygun yapılması önem arz etmektedir.</p>
<p class="p1">Kat malikleri kurulu toplantıları zaman açısından ikiye ayrılır.</p>
<h3 class="p1">1.Olağan Toplantı</h3>
<p class="p1">Yasada ve yönetim planında açıkça gösterilen zamanlarda yapılan toplantı olağan toplantı olup, kat malikleri kurulu, yılda bir defadan az olmamak üzere yönetim planında gösterilen zamanlarda toplanır. Eğer yönetim planında böyle bir zaman gösterilmemişse, kat malikleri kurulu her takvim yılının ilk ayı (ocak ayı) içinde toplanmalıdır.</p>
<p class="p1">Yasanın 29. Maddesinde yapılan değişiklik ile Toplu yapılarda kurullar en geç iki yılda bir defadan az olmamak üzere yönetim planında gösterilen zamanlarda, böyle bir zaman gösterilmemişse ikinci takvim yılının ilk ayı içinde toplanır.</p>
<h3 class="p1">2.Olağanüstü Toplantı</h3>
<p class="p1">Önemli bir nedenin çıkması halinde, yöneticinin veya denetçinin ya da kat maliklerinin üçte birinin istemi üzerine toplantı için istenilen tarihten en az on beş gün önce tüm kat maliklerine imzalattırılacak çağrı veya bir taahhütlü mektupla toplantı nedeni de bildirilmek koşuluyla kat malikleri kurulu her zaman toplanabilir.<span class="Apple-converted-space">  </span>İşte bu toplantı olağanüstü toplantıdır.</p>
<h2 class="p1"><b>KAT MALİKLERİNİN TOPLANTIYA ÇAĞRILMASI</b></h2>
<p class="p1">Yönetim planında olağan toplantının zamanı ve çağrılma biçimi gösterilmişse buna uyulması gerekir. Yönetim planında, olağan toplantının yapılacağı yer ve gün açıkça belirtilmemişse böyle bir toplantının ocak ayı içinde yapılması gerekir. Yöneticinin bu toplantının gününü, saatini ve yerini daha önceden tüm kat maliklerine bildirmesi gerekir.</p>
<p class="p1">Olağanüstü Toplantıya Çağrı</p>
<p class="p1">Bu durumda kat maliklerine hitaben düzenlenen ve toplantının nedenini, yerini, ve saatini içeren bir çağrı yazısının toplantı tarihinden en az onbeş gün önce kat maliklerine imzalattırılması veya bu süreden önce taahhütlü mektupla bildirilmesi şarttır. Bu çağrı kağıdına ayrıca, çağrılan günde yeterli sayının sağlanamaması durumunda ikinci toplantının nerede, hangi gün ve saatte yapılacağı da belirtilmelidir.</p>
<p class="p1">Olağanüstü toplantının yapılacağına ilişkin çağrı, herkesin görebileceği bir yere asılmış olsa da bu yeterli olmayıp yasaya göre böyle bir çağrının tüm kat maliklerine imzalattırılması ya da çağrının taahhütlü mektupla bildirilmesi gerekir. Ancak, çağrı yasaya uygun şekilde yapılmamış olsa bile kat maliki toplantıya katılmış ise, çağrının yöntemine uygun yapılmadığı gerekçesiyle toplantının iptali istenemez.</p>
<h2 class="p1"><b>APARTMAN YÖNETİMİ KARARLARI NASIL İPTAL EDİLİR?</b></h2>
<p class="p1">Apartman Yönetim Kararı İptal Davası</p>
<p class="p1">Apartman yönetimi kararlarının iptaline ilişkin düzenleme KMK m.33’de düzenlenmiştir. Bu hükme göre “ Kat malikleri kurulunca verilen kararlar aleyhine, kurul toplantısına katılan ancak 32 nci madde hükmü gereğince aykırı oy kullanan her kat maliki karar tarihinden başlayarak bir ay içinde, toplantıya katılmayan her kat maliki kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her halde karar tarihinden başlayarak altı ay içinde ana gayrimenkulün bulunduğu yerdeki sulh mahkemesine iptal davası açabilir; kat malikleri kurulu kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı durumlarda süre koşulu aranmaz”</p>
<p class="p1">Kat malikleri kurulu kararına katılmayan veya katılıp da muhalif kalan her kat maliki, bu kararların kanuna, yönetim planına, hakkaniyet ilkelerine aykırı olduğu gerekçesi ile Sulh Hukuk Mahkemesinde yönetim kararının iptali için dava açabilir.</p>
<p class="p1"><b>Kat Maliki Olmayanların Dava Hakkı Var mıdır?</b></p>
<p class="p1">Kural olarak kat malikleri kurulu kararlarının iptalini sadece kat malikleri isteyebilir. Malik olmayan kişiler ancak kendi kullanımlarına doğrudan doğruya etkili olan ve bağımsız bölümden ortak yerlerle birlikte yararlanmalarını kısıtlayan konularda dava açma hakkına sahiptirler.</p>
<p>Aykut Hukuk Danışmanlık uzman kadrosundan destek almak için <a href="http://www.aykuthukukdanismanlik/iletisim">iletişime</a> geçebilirsiniz.</p><p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/kat-malikleri-kurulu-kararlarinin-iptali/">Kat Malikleri Kurulu Kararlarının İptali</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/kat-malikleri-kurulu-kararlarinin-iptali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tahliye Taahhütnamesi Nedir?</title>
		<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tahliye-taahhutnamesi-nedir/</link>
					<comments>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tahliye-taahhutnamesi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[hosteva]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 May 2023 08:31:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kira & Kat Mülkiyeti ve Gayrimenkul Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aykuthukukdanismanlik.com/?p=792</guid>

					<description><![CDATA[<p>TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİ NEDİR? Türk Borçlar Kanunu’nun 352/1 maddesine göre tahliye taahhüdü kiracının kiralananı belli bir zamanda boşaltma edimini üstlendiği taahhüttür. TBK  madde 352/1 e göre “Kiracı kiralanın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği halde boşaltmamışsa, kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tahliye-taahhutnamesi-nedir/">Tahliye Taahhütnamesi Nedir?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 class="p1"><b>TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİ NEDİR?</b></h1>
<p class="p1">Türk Borçlar Kanunu’nun 352/1 maddesine göre tahliye taahhüdü kiracının kiralananı belli bir zamanda boşaltma edimini üstlendiği taahhüttür. TBK<span class="Apple-converted-space">  </span>madde 352/1 e göre “Kiracı kiralanın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği halde boşaltmamışsa, kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir.” şeklindedir. Bu ifadelerden de anlaşılacağı üzere yazılı tahliye taahhüdü, kiracının yazılı olarak kiralananı boşaltmayı taahhüt etmesidir.</p>
<h2 class="p1"><b>GEÇERLİ BİR TAHLİYE TAAHHÜDÜNÜN ŞARTLARI NELERDİR?</b></h2>
<h3 class="p1"><b>-Tahliye taahhüdünün ilk kira sözleşmesinden sonra verilmesi gerekir.</b></h3>
<p class="p1">Gerek kira sözleşmesinin özel şartlar kısmına yazılmak suretiyle olsun, gerek bağımsız, ayrı bir yazılı veya noterlikçe re’sen düzenlenmiş veya tarih ve imzası onaylanmış bulunan belge tarzında olsun, sözleşmenin yapılışı sırasında verilmiş olan taahhütler geçerli değildir.</p>
<h3 class="p1"><b>-Tahliye taahhüdü yazılı olmalıdır.</b></h3>
<p class="p1">Tahliye taahhüdünün yazılı olması gerekir. Sözlü taahhütler geçersizdir. Tahliye taahhüdü adi yazılı şekilde yapılabileceği gibi noterlikçe re’sen düzenlenmiş veya tarih ve imzası noterlikçe tasdik edilmiş olabilir.</p>
<h3 class="p1"><b>-Tahliye taahhüdünü bizzat kiracı yapmalıdır.</b></h3>
<p class="p1">Kiracı ile birlikte kiralananda oturma hakkına sahip olanlardan birisi tarafından böyle bir taahhüt yazısının verilmiş olması bir önem taşımaz.</p>
<p class="p1">Kira sözleşmesinin tarafı birden fazla kiracı ise tüm kiracıların birlikte taahhüt vermiş olması gerekecektir.</p>
<p class="p1">Kiracı bir tüzel kişi ise, taahhüdün yetkili organ veya temsilciler tarafından verilmesi gerekir.</p>
<p class="p1">Kiralanan taşınmaz aile konutu ise tahliye taahhüdünün eşler tarafından birlikte imzalanması gerekir.</p>
<h3 class="p1"><b>-Tahliye taahhüdü belirli bir tarih içermelidir</b>.</h3>
<p class="p1">Kiracının kiralananı tahliye etme taahhüdü belli bir tarih içermediği takdirde geçersizdir. Yazılı tahliye taahhüdü vade koşulunu gerektirir.</p>
<h2 class="p1"><b>BOŞ TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİ GEÇERLİ MİDİR? BOŞ TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİ SONRADAN DOLDURULUR MU?</b></h2>
<p class="p1">Uygulamada kiracılar, kiraya verenin istemi üzerine tarih kısmı boş olan tahliye taahhütnamelerini imzalamakta, tahliyenin gerçekleşeceği günün belirlenmesini kiraya verene bırakmaktadırlar. Bu durum kiracılar açısından olumsuz sonuçlar doğurmaktadır</p>
<p class="p1">Kiracı tarafından tarih kısmı boş olarak imzalanan tahliye taahhütleri, üzeri sonradan doldurulsa bile geçerlidir. Uygulamada kiraya veren, boş olarak imzalan bu tahliye taahhütnamesini dilediği tarih için doldurabilir. Kiraya veren, tahliye taahhütnamesinin kira sözleşmesi ile aynı tarihte imzalanmadığı sürece kira taahhütnamesine dayanarak kiracıyı tahliye edebilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus kira sözleşmesi ile tahliye taahhüdünün aynı tarihli olmamasıdır.</p>
<h2 class="p1"><b>KİRACI, TAHLİYE TAAHHÜDÜNE HANGİ NEDENLERLE NASIL İTİRAZ EDER?</b></h2>
<p class="p1">Kiracılar, tahliye taahhüdüne karşı, tahliye emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde itiraz edebilirler. Bu itirazın konusunu birçok neden oluşturabilir. Bunlar;</p>
<p class="p1">-Tahliye emrinin yetkisiz icra dairesinden gönderilmesi,</p>
<p class="p1">-Tahliye taahhüdünde, kira sözleşmesi ve tahliye tarihinin aynı gün olarak belirlenmesi,</p>
<p class="p1">-Türk Borçlar Kanunundan doğan hile, aldatma veya korkutma ile kira taahhütnamesinin geçersiz olması,</p>
<p class="p1">-Tahliye taahhüdündeki imzanın sahte veya kendisine ait olmadığının ileri sürülmesi gibi nedenlerdir.</p>
<p class="p1">Bu nedenlerin varlığı halinde tahliye emrine karşı tebliğinden itibaren 7 gün içinde itirazda bulunabilir.</p>
<h2 class="p1"><b>KİRACI, TAHLİYE TAAHHÜDÜ İLE NASIL TAHLİYE EDİLİR?</b></h2>
<p class="p1">Kiracı, imzaladığı yazılı ve geçerli bir tahliye taahhüdü varsa, taahhüt ettiği tarihte kiralananı boşaltmalıdır. Bu taahhüde rağmen kiracı kiralananı boşaltmazsa, kiraya veren taahhüt edilen tarihten itibaren bir ay içinde taşınmazın bulunduğu icra dairesine başvurmak veya Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açmak suretiyle kiracıyı tahliye edebilir.</p>
<p class="p1">Kiraya veren, tahliye konusunda kiracıya icra dairesinden tahliye emri gönderme veya kiracıya karşı Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açma seçeneğine sahiptir. Dava açma konusunda bir aylık süre öngörülmüş olup bu sürenin işlemeye başladığı tarih kiracının yazılı tahliye taahhüdünde kiralananı boşaltmaya söz verdiği tarihtir. Bu süreyi geçiren kiraya veren bu tahliye taahhüdüne dayanarak tahliye talep edemeyecektir. İcra takibi süreyi koruyacağından takip halinde bir aydan sonra da dava açılabilir. Bu husus kamu düzeni ile ilgili olduğundan taraflar ileri sürmese bile mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. Dava bir aylık süre geçtikten sonra açılırsa dava reddedilir.</p>
<p class="p1">Tahliye taahhüdüne dayalı olarak açılacak dava ve icra takiplerinin, kira konusunda uzman bir avukat vasıtasıyla takip edilmesi önemlidir. Bu konu ile ilgili bilgi almak için ofisimizin <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/hizmet/kira-kat-mulkiyet-hukuku">kira ve gayrimenkul</a> konusunda uzman avukatları ile iletişime geçebilirsiniz.</p><p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tahliye-taahhutnamesi-nedir/">Tahliye Taahhütnamesi Nedir?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tahliye-taahhutnamesi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bina Güçlendirme Kararı Nasıl Alınır?</title>
		<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bina-guclendirme-karari-nasil-alinir/</link>
					<comments>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bina-guclendirme-karari-nasil-alinir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[hosteva]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Mar 2023 13:42:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kira & Kat Mülkiyeti ve Gayrimenkul Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aykuthukukdanismanlik.com/?p=763</guid>

					<description><![CDATA[<p>BİNA GÜÇLENDİRME KARARI NASIL ALINIR? 6 Şubat da ülkemizin on ilini kapsayan bir deprem felaketi yaşandı. Bu felaket sonrası insanlar kendi oturdukları binanın depreme dayanıklı olup olmadığı yönünde araştırmalar yapıp bu konuda hukuken neler yapılması gerektiğini merak ediyorlar. Bu yazımızda bu konuda bilgi vermeye çalışacağız. BİNA GÜÇLENDİRME NEDİR? Binanın güçlendirilmesi; binaların ve bina türü yapıların [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bina-guclendirme-karari-nasil-alinir/">Bina Güçlendirme Kararı Nasıl Alınır?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 class="p1"><b>BİNA GÜÇLENDİRME KARARI NASIL ALINIR?</b></h1>
<p class="p1">6 Şubat da ülkemizin on ilini kapsayan bir deprem felaketi yaşandı. Bu felaket sonrası insanlar kendi oturdukları binanın depreme dayanıklı olup olmadığı yönünde araştırmalar yapıp bu konuda hukuken neler yapılması gerektiğini merak ediyorlar. Bu yazımızda bu konuda bilgi vermeye çalışacağız.</p>
<h2 class="p1"><b>BİNA GÜÇLENDİRME NEDİR?</b></h2>
<p class="p1">Binanın güçlendirilmesi; binaların ve bina türü yapıların tamamının veya bölümlerinin deprem etkisi altında tasarımı ve yapımı ile mevcut binaların deprem etkisi altındaki performanslarının değerlendirilmesi ve değerlendirme sonucunda binada gerekli değişikliklerin yapılması anlamına gelir.</p>
<p class="p1">Bina güçlendirme Kararının nasıl alınacağı konusu 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunun da düzenlenmiştir. Bu Kanunun 19. Maddesinde ki düzenleme aşağıda ki şekildedir.</p>
<p class="p1">“II – ANA GAYRİMENKULÜN BAKIMI, KORUNMASI VE ZARARDAN SORUMLULUK:</p>
<p class="p1">Kat malikleri, ana gayrimenkulün bakımına ve mimarı durumu ile güzelliğini ve sağlamlığını titizlikle korumaya mecburdurlar.</p>
<p class="p1"><span class="Apple-converted-space">  </span>(Değişik fıkra: 13/04/1983 &#8211; 2814/8 md.;Değişik fıkra: 14/11/2007-5711 S.K./8.mad.) Kat maliklerinden biri, bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça ana gayrimenkulün ortak yerlerinde inşaat, onarım ve tesisler, değişik renkte dış badana veya boya yaptıramaz. Ancak, ortak yer ve tesislerdeki bir bozukluğun ana yapıya veya bağımsız bir bölüme veya bölümlere zarar verdiğinin ve acilen onarılması gerektiğinin veya ana yapının güçlendirilmesinin zorunlu olduğunun mahkemece tespit edilmiş olması halinde, bu onarım ve güçlendirmenin projesine ve tekniğine uygun biçimde yapılması konusunda kat maliklerinin rızası aranmaz. Kat maliki kendi bağımsız bölümünde ana yapıya zarar verecek nitelikte onarım, tesis ve değişiklik yapamaz. Tavan, taban veya duvar ile birbirine bağlantılı bulunan bağımsız bölümlerin bağlantılı yerlerinde, bu bölüm maliklerinin ortak rızası ile ana yapıya zarar vermeyecek onarım, tesis ve değişiklik yapılabilir.</p>
<p class="p1"><span class="Apple-converted-space"> </span>Her kat maliki ana gayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere, kusuru ile verdiği zarardan dolayı diğer kat maliklerine karşı sorumludur.”</p>
<p class="p1">Bu maddenin incelenmesinden şu sonuç çıkmaktadır. Eğer ana gayrımenkulun güçlendirilmesi gerektiği yönünde bir mahkeme kararı varsa bu durumda kat maliklerinin rızası aranmaz. Ancak henüz ortada bir rapor veya mahkeme kararı yoksa <span class="Apple-converted-space">  </span>ve kat malikleri kurulu toplanıp binanın güçlendirilmesi kararı almak istiyorsa, bunun için tüm kat maliklerinin en az 4/5’inin rızası gerekir. Bu durumda Kat malikleri kurulu toplanır, yeterli çoğunlukla karar alır ve istediği bir firmaya güçlendirme işlemini yaptırır. Kat malikleri kurulu isterse toplanır ve karar alarak yukarıdaki usulle güçlendirmeyi yaptırır.</p>
<h2 class="p1"><b>Kat Malikleri Kurulu Karar Almazsa Ne Yapılabilir?</b></h2>
<p class="p1"><span class="Apple-converted-space"> </span>Kat malikleri kurulunda güçlendirme kararı çıkmazsa kat maliklerinden biri<span class="Apple-converted-space">  </span>KMK<span class="Apple-converted-space">  </span>33. Maddesi uyarınca hakimin müdahalesi isteğiyle Sulh Hukuk mahkemesine başvurabilir, mahkeme aracılığıyla proje hazırlatılır ve<span class="Apple-converted-space">  </span>Kat Mülkiyeti Kanununun 35. maddesinin (d) bendi uyarınca anataşınmazın korunması, onarımı ve bakımının yöneticinin görevleri arasında olduğu, yöneticinin bu işi kat maliklerinden toplayacağı avansla yapacağı dikkate alınarak bilirkişinin saptayacağı güçlendirme maliyetinin kat maliklerinden (davacı da dahil) avans niteliğinde olarak Kanunun 20/b maddesi uyarınca arsa payları oranında toplanması, masrafların daha fazla olması halinde kalan kısmın da kat maliklerinden alınması suretiyle onarımı yapması bu proje kapsamında güçlendirme yapılması mümkündür. Bu avans ve bedelleri ödemeyen kat maliklerinden ayrıca dava açılarak bu bedeller tahsil edilebilir.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<h2 class="p1"><b>Depreme dayanıklılık testi nerede yaptırılır?</b></h2>
<p class="p1">Binasının depreme dayanıklılığını test ettirmek isteyen kişi ya da yönetici Belediye, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Teknik üniversiteler ve Yapı denetim firmalarına başvurabilir. <span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p class="p1">Bu yazıda binaların nasıl güçlendirileceğine dair bilgi vermeye çalıştık. Binanın Riskli yapı olarak tespit edilmesi halinde işleyecek süreç tamamen farklı olup bu konuyu RİSKLİ YAPI başlıklı makalemizden okuyabilir ve süreç hakkında bilgi almak için ofisimizin gayrimenkul konusunda uzman avukatlarından bilgi alabilirsiniz.</p><p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bina-guclendirme-karari-nasil-alinir/">Bina Güçlendirme Kararı Nasıl Alınır?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/bina-guclendirme-karari-nasil-alinir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Riskli Yapı Tespiti Nasıl Yapılır?</title>
		<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/riskli-yapi-tespiti-nasil-yapilir/</link>
					<comments>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/riskli-yapi-tespiti-nasil-yapilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[hosteva]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Mar 2023 13:53:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kira & Kat Mülkiyeti ve Gayrimenkul Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aykuthukukdanismanlik.com/?p=747</guid>

					<description><![CDATA[<p>RİSKLİ YAPI TESPİTİ NASIL YAPILIR? Kişiler yapılarını, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından lisanslandırılmış kurum ve kuruluşlara riskli yapı tespitini yaptırabilirler. Bu aşamada maliklerden birinin veya kanuni temsilcisinin müracaatı ile bu tespit yapılabilir. Riskli yapı tespiti talebi, elektronik yazılım sistemi üzerinden yapılır. 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca kat irtifakı veya kat mülkiyeti [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/riskli-yapi-tespiti-nasil-yapilir/">Riskli Yapı Tespiti Nasıl Yapılır?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><b>RİSKLİ YAPI TESPİTİ NASIL YAPILIR?</b></h1>
<p><span style="font-weight: 400;">Kişiler yapılarını, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından lisanslandırılmış kurum ve kuruluşlara riskli yapı tespitini yaptırabilirler. Bu aşamada maliklerden birinin veya kanuni temsilcisinin müracaatı ile bu tespit yapılabilir. Riskli yapı tespiti talebi, elektronik yazılım sistemi üzerinden yapılır. 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmadığı için arsa paylı tapu var ise, arsa üzerinde fiilen bulunan yapının riskli yapı tespiti, yapının sahibi olan arsa payı sahibince yaptırılır. Arsa üzerindeki yapının başkasına ait olması ve bunun da tapu kütüğünde belirtilmiş olması halinde, riskli yapı tespiti lehine şerh olan tarafça yaptırılır. Riskli Yapılar, 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nin Ek-2’sinde yer alan Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslara göre tespit edilir.</span></p>
<h2><b>YAPININ RİSKLİ OLDUĞU TESPİT EDİLİRSE NE YAPILIR?</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Yapılan tespitler neticesinde Riskli olduğu tespit edilen yapılar, tespiti yapan kurum ve kuruluşlar tarafından Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne veya yetki verilmesi halinde İdareye bildirilir. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri veya İdareler raporları inceler, raporlarda eksik veyahut yanlış hususların bulunması halinde raporlar ilgilisine iade edilir, diğer uygun bulunan tespitlere ilişkin şerh bildirimi ilgili tapu müdürlüğüne iletilir. İlgili tapu müdürlüğünce, tapu kütüğüne işlenen belirtmeler, riskli yapı tespitine karşı tebligat tarihinden itibaren onbeş gün içinde riskli yapının bulunduğu yerdeki Müdürlüğe dilekçe ile itiraz edilebileceği, aksi takdirde tebligat tarihinden itibaren İdarece altmış günden az olmamak üzere belirlenen süre içinde yapının yıktırılması gerektiği de belirtilmek suretiyle, aynî ve şahsî hak sahiplerine tebliğ edilir ve yapılan bu tebligat Müdürlüğe bildirilir. İtirazları inceleyecek olan teknik heyet, üniversitelerden bildirilen dört üye ile ikisi inşaat mühendisi ve biri de jeoloji veya jeofizik mühendisi olmak üzere, Bakanlık teşkilâtında görev yapan üç üyenin iştiraki ile yedi üyeli olarak teşkil edilir.</span></p>
<h2><b>RİSKLİ YAPILARIN YIKTIRILMASI SÜRECİ NASIL İŞLER?</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Riskli yapı olarak tapu kütüğüne kaydedilen taşınmazların maliklerine, altmış günden az olmamak üzere süre verilerek riskli yapıların yıktırılması istenilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Riskli yapıların altmış günlük süre içinde maliklerince yıktırılıp yıktırılmadığı, İdarece mahallinde kontrol edilir ve riskli yapı, malikleri tarafından yıktırılmamış ise, yapının idarî makamlarca yıktırılacağı belirtilerek ve otuz günden az olmak üzere ek süre verilerek tebligatta bulunulur. Bu süre sonunda da riskli yapıların maliklerince yıktırılmaması halinde, hak sahiplerinin de görüşü alınarak riskli yapılara elektrik, su ve doğal gaz verilmemesi ve verilen hizmetlerin durdurulması ilgili kurum ve kuruluşlardan istenir. Riskli yapıların insandan ve eşyadan tahliyesi ve yıktırma işlemleri; mülkî amirler tarafından sağlanacak kolluk kuvveti desteği ile İdarece yapılır veya yaptırılır. Müdürlük veya yetki devri yapılması durumunda İdare, yıktırılan riskli yapılara ilişkin bilgileri elektronik yazılım sistemine kaydeder. İdare, tahliye ve yıkım işlemleri gerçekleştirilemeyen riskli yapılara ilişkin bilgi ve belgeleri, ikişer aylık periyotlar hâlinde Müdürlüğe bildirir. Yıktırılamayan yapılar Bakanlıkça veya Müdürlükçe yıkılır veya yıktırılır. Malikler tarafından yıktırılmadığı için Bakanlık veya İdare tarafından yapılan veya yaptırılan tahliye ve yıkımın masraflarından malikler hisseleri oranında sorumludur. Yıktırma işleminin masrafı maliklerden 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilir.</span></p>
<h2><b>YIKIM SONRASI UYGULAMA NASILDIR?</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında uygulama yapılan etapta veya adada, riskli yapılarda ise bu yapıların bulunduğu parsellerde; yapıların yıktırılmış olması şartı aranmaksızın ve yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, ifraz, taksim, terk, ihdas ve tapuya tescil işlemlerine, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Bu karar anlaşma şartlarını ihtiva eden teklif ile birlikte karara katılmayanlara noter vasıtasıyla veya 7201 sayılı Kanuna göre tebliğ edilir. Bu tebliğde, on beş gün içinde kararın ve teklifin kabul edilmemesi halinde arsa paylarının, Bakanlıkça tespit edilecek veya ettirilecek rayiç değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılacağı, paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde, riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında rayiç bedeli Bakanlıkça ödenmek kaydı ile tapuda Hazine adına resen tescil edileceği, riskli yapılarda ise anlaşma sağlayan diğer paydaşlara veya yapılan anlaşmaya uyularak işlem yapılmasını kabul etmek şartıyla üçüncü şahıslara satılacağı bildirilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Riskli alanlar, rezerv yapı alanları ve riskli yapıların bulunduğu parsellerde hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile alınan karara katılmayan maliklerin arsa paylarının satışı için; maliklerin en az üçte iki çoğunlukla anlaştıklarına dair anlaşan maliklerce imzalı karar tutanağı veya anlaşan maliklere ait sözleşme veya vekâletname örnekleri gibi belgeler; maliklerin en az üçte iki çoğunluğu ile alınan kararın ve anlaşma şartlarını ihtiva eden teklifin noter vasıtasıyla veya 7201 sayılı Kanuna göre karara katılmayan malike bildirilerek kabulü için on beş gün süre verildiğine dair belgeler; üçte iki çoğunlukla alınan karara katılmayan maliklere ait taşınmazların Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı olarak faaliyet gösteren lisanslı değerleme kuruluşlarına tespit ettirilen değerine ilişkin belgeler ve satışı yapılacak arsa paylarının maliklerinin tebligata elverişli adres bilgileri ile birlikte yazılı olarak Müdürlüğe veya Bakanlıkça yetki devri yapılması durumunda İdareye müracaatta bulunulur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile alınan karara katılmayan maliklerin arsa paylarının satış işlemi Müdürlük veya İdare tarafından, 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 15/A. maddesinde belirtilen usule göre gerçekleştirilir. Satış işlemleri sonlanınca uygulamaya geçilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">KAYNAK:ÇEVRE ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI WEP SİTESİ</span></p><p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/riskli-yapi-tespiti-nasil-yapilir/">Riskli Yapı Tespiti Nasıl Yapılır?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/riskli-yapi-tespiti-nasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tapu İptal ve Tescil Davası Nedir?</title>
		<link>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tapu-iptal-ve-tescil-davasi-nedir/</link>
					<comments>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tapu-iptal-ve-tescil-davasi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[hosteva]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Feb 2023 16:55:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kira & Kat Mülkiyeti ve Gayrimenkul Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aykuthukukdanismanlik.com/?p=741</guid>

					<description><![CDATA[<p>TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI NEDİR? Bir taşınmazın tapuda ki tescil işleminin herhangi bir sebeple hukuka aykırı olması halinde, bu aykırılığa dayanılarak yolsuz yapılan tescil işleminin iptali için açılan davalara genel olarak tapu iptal ve tescil davası adı verilmektedir. Kanunda tapu iptal ve tescil davaları   sınırlı olarak sayılmış olmayıp genel olarak bu dava türleri [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tapu-iptal-ve-tescil-davasi-nedir/">Tapu İptal ve Tescil Davası Nedir?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><b>TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI NEDİR?</b></h1>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir taşınmazın tapuda ki tescil işleminin herhangi bir sebeple hukuka aykırı olması halinde, bu aykırılığa dayanılarak yolsuz yapılan tescil işleminin iptali için açılan davalara genel olarak tapu iptal ve tescil davası adı verilmektedir. Kanunda tapu iptal ve tescil davaları   sınırlı olarak sayılmış olmayıp genel olarak bu dava türleri yargı kararlarıyla belirlenmiş durumdadır.</span></p>
<h2><b>TAŞINMAZ MÜLKİYETİ NASIL KAZANILIR?</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Taşınmaz mülkiyeti kural olarak tapuda yapılan tescil işlemi ile kazanılır. TMK madde 705’te belirtildiği üzere; taşınmaz mülkiyetinin kazanılması esas olarak tescile bağlıdır. Ancak kanunda sayılan belirli hallerde, taşınmaz mülkiyetinin tescilden önce kazanılabileceği düzenlenmiştir. Bu haller;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Miras</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Mahkeme kararı,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Cebri icra,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-İşgal,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kamulaştırma halleri,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanunda öngörülen diğer hallerdir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her ne kadar bu hallerde taşınmazın mülkiyeti tescilden önce kazanılmış olsa da, tescilden önce mülkiyeti kazanmış olan malikin tasarruf işlemi yapabilmesi; ancak söz konusu mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olması ile mümkündür.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><b>YOLSUZ TESCİL NEDİR?</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">TMK 1024. Maddesine göre “</span><i><span style="font-weight: 400;">Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir</span></i><b>.”</b></p>
<h2><b>TAPU İPTAL VE TESCİL DAVALARININ GENEL OLARAK DAYANDIĞI SEBEPLER NELERDİR?</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Yukarıda da belirttiğimiz gibi bu davalar sınırlı sayıda olmayıp birçok çeşidi vardır. Ancak uygulama da en çok aşağıda ki sebeplerle tapu iptal tescil davaları açılmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hukuki ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptal ve tescil davası,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) nedeniyle tapu iptal ve tescil davası,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vekalet görevinin (vekillik yetkisinin) kötüye kullanılması nedeniyle tapu iptal ve tescil davası,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İmar uygulamasından kaynaklanan tapu iptali ve tescili davası,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ölünceye kadar bakma sözleşmesi nedeniyle tapu iptal ve tescil davası,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aile konutu nedeniyle tapu iptal ve tescil davası,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik nedeniyle tapu tescil davası.</span></p>
<h2><b>TAPU İPTAL VE TESCİL DAVALARI HANGİ MAHKEMEDE AÇILIR?</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Tapu iptal tescil davalarında genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Ancak bazı hallerde görevli mahkeme değişebilmektedir. Örneğin Aile konutundan kaynaklanan tapu iptal ve tescil davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu davalarda yetkili mahkeme ise Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi olup bu yetki kuralı kesindir. Dava konusu taşınmaz birden fazla ve taşınmazlar farklı yerde ise yetkili mahkeme, taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesidir.</span></p>
<h2><b>TAPU İPTAL VE TESCİL DAVALARINDA HARÇ VE VEKALET ÜCRETİ NASIL HESAPLANIR?</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Tapu iptali ve tescil davası nispi harca tabi olan bir dava türüdür. Dava dilekçesinde harca esas değer olarak dava konusu taşınmazın bedeli yazılacaktır. Bu bedel üzerinden kanunda belirtilmiş olan oran nazarında bir harç belirlenecek ve davacı tarafından ödenecektir. Ancak dava aşamasında bilirkişi raporu neticesinde dava konusu taşınmazın bedelinin daha yüksek olduğunun anlaşılması durumunda eksik olan harcın tamamlanması için mahkeme tarafından davacı tarafa ihtarat yapılacaktır. Ve davanın sonucunda belirlenen bu bedel üzerinden harç ve vekalet ücreti hesaplanacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Tapu iptal ve tescil davalarında, davanın ispatı gibi hususlar özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden konusunda uzman bir avukattan yardım almanız önemlidir. Bu konu ile ilgili sorularınız için ofisimizin gayrimenkul konularında uzman avukatlarından yardım alabilirsiniz.</span></p><p>The post <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tapu-iptal-ve-tescil-davasi-nedir/">Tapu İptal ve Tescil Davası Nedir?</a> first appeared on <a href="https://www.aykuthukukdanismanlik.com">Aykut Hukuk Danışmanlık</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aykuthukukdanismanlik.com/tapu-iptal-ve-tescil-davasi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
